Dört Zait(++++)
Alıntı yapacağım kısa hikayeden vesileyle bu kitapla ve Sait Faik’le tanışmak için geç kalmışım diyorum. Samimi, akıcı, doğal bir üslup. Çok hızlı ilerledi ki uzun zamandır kitap okumakta zorlanıyordum. Bu bu döngümü kırmış oldu. Tabii herkes için aynı tadı ve sonucu vermeyebiliri de göz önünde bulundurmayı unutmayalım. İyi okumalar.
*spoiler*
“Yolda bir cigara yakmak canınız istese, kibritiniz de olmasa, gidip de kimden yakarsınız? Bir yol sormanız lazım gelse, kime sorarsınız? Bir kalabalığın toplandığı yerde, ne oldu acaba, diye kime dersiniz? Ben öyle adamlardan biriyim.”
Dört Zait hikayesinde Sait Faik böyle söylemiş. Gerçekten var böyle tipler ve ben de bunlardan biriyim. Hep merak etmiştim sebebini. Acaba dışarıdan çok mu tehlikesiz kendi halinde biri gibi duruyorum ya da her şeyi bilen “yetkili bir abi” gibi mi duruyorum diye sorguladığım olmuştu. Şu an sorgulamıyorum tabii ama Sait Faik’in de bunun üzerine düşünmüş ve şunları yazmış olması hoşuma gitti;
“Ama şunu da bilirim ki insanoğlu tanımadığı insanoğluna bir şey sormak için, yirmi kişiden seni seçtigi zaman kendine göre birtakim hesaplar yapmıştır. Bu hesaplar da psikolojik hesaplardır.”
“Neden bir sürü gencin arasından seçiliriz? iyi adamiz da ondan mı? Sanmam... iyi adamız diye seçilmemişizdir. Kendisine sual sorulması münasip görülmüşüzdür: Yuzümüz iyi bir yüz müdür? Ne münasebet! Başka bahaneler bulmalıyız; elbisemiz mi eskimiştir; potinlerimiz mi boyasızdır? Gözümüzde hafif bir budalalık, halimizde bir tahammül, burnumuza eğrilik, yanaklarımıza bir bönlük mü oturmuştur? Yoksa, kravatımız düğüm yerinde bir parlaklık mı vardır?Muhakkak bir sey vardır. Yahut da pek avareyizdir. Otomobilden atlayıp vapura dogru seğirten bir adamı tutup sual sorulur mu? Yahut da kaşlarını çatıp ağır