Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat daha makul değil miydi?
Hiçbir ben gerçekte bütünlük taşımaz, her ben çokyönlü bir dünyadır, yıldızlarla döşenmiş küçük bir gökyüzüdür. Çeşitli biçimlerden, aşamalardan, konumlardan değişik kalıtsal ögelerden ve değişik olanaklardan bir karmaşadır.