O zamanlarda neredeyse kimse okuma yazma bilmedigi icin, tiyatrodaki oyunların broşürünü dağıtmak ya da gazeteye reklam vermek gibi şeyler işe yaramazdı. O yüzden de tiyatronun bir bayrak sistemi vardi, o gece hangi tür oyun oynuyarsa, ona göre bayrak asarlardi. Siyah bayrak trajedi oynuyor demekti, beyaz komedi ve kırmızı bayraklar da tarihi oyunlar içindi.
Her Sabah Seninle Başlar
Önce gözlerin girer odamdan içeri
Sonra ellerin, saçların dudakların
Bir bir hatırlarım
Her sabah senin olan ne varsa
Yüzüm aydınlanır
Şarkılar söylemek gelir içimden
Yakında bir kuş öter
Uzaklarda bir tren sesi
Sonra kornalar, çocuk ağlamaları
Vapur düdükleri
Sesler bir uğultu halinde yükselir büyük şehirlerden
Ve alışılmış bir yaşamaktır çöker omuzlarıma
Sarar benliğimi birden
Büyük, devamlı dalgalar halinde duygularım
Her sabah seninle başlar
Ve ben her sabah
Ta içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım
...
Ben şairim sen güzel
Neler yazmam senin için, bir düşün
Günah bende mi? Konuşman, yürümen güzel
Hele gülüşün
Soğuk deme endamını seyrettiğin
Aynalarda gel, ısın
Çünkü güzel olduğun kadar da
Yakıcısın
Güzelliğini sayıp dökmeye
Kelimeler kafi değil, ne dersin
Sade güzel olsaydın, neyse
Şahesersin
Ümit Yaşar Oğuzcan