Dünya sayısız hüznü yaşatıyor içinde. En güzel anların da en bedbaht zamanların da göğusleyicisi yer ve gök.
İnsanın kendisi anlamlandırıyor yerin ve göğün arasında yaşamayı. Diğer canlılar emre âmade ancak onlar da dünyanın bir parçası. Bizim aksimize onlar yükselip alçalamiyor. En sefil ve en alâ arasında bir durakları yok...
İnsan bu duraklar arasında gidip geliyor. Boston gibi... Mücadele ediyor direniyor, ancak öteki pis insanların çamuru bir şekilde ona da bulaşıyor.
Okuduğum en hüzünlü romanlardan birinin sonuna geldim.Aytmatov yine paramparça etti içimi. Çok kısa sürede bitirebileceğim bu kitabı birkaç güne yaydım. Hikayenin içinde direnen adanmışlığın ve önemlisi insan kalmaya çalışmanın amansız hüznü ilk satırdan itibaren benimleydi çünkü.
Akbara'nın düşleri,
Avdiy'in düşünceleri,
Boston'un direnişi... Sadece bu hikayenin değil, dünyamızın da ana teması aslında.
Yerin ve göğün arasında insanca yaşamak iyice zorlaştı. Yeryüzünde fesadın kaynağı yine insanın kendisi.
İnsan kalmanın mücadelesini veriyoruz bunca kötülüğün içinde.
Kendi ellerimizle ekip biçtiğimiz kötülük, bir gün bizim canımıza dokunduğunda mı anlayacağız? Nice acının ve feryadın müsebbibi olduğumuzu...
Amacım umutsuzluğu yazmak değil, karanlığa sövmek hiç değil. Amacım artık bir ışık yakmak gerektiğini kendime hatırlatmak.
Bu kitaptan benim payıma düşen bunlar oldu.
Kitap ,okumaya ve üzerinde düşünmeye değer. Hayat boyu kitaplığımda olmasını istediklerimden..