Tuğba

Tuğba
@Tugbachnoglu
Hay B. Yakzan Ve Adem (as) 'ın Kelimeleri
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 14:48
İslam felsefe geleneğinin en özgün temalarından biri olan 'Hayy bin Yakzan', sadece bir karakterin değil, insanın hakikati bulma yolculuğunun hikayesidir. İbni Sina'nın aynı ismi taşıyan alegorik anlatısı ile başlayan bu kitap Kendisinden esinlenildiği söylenilen Absal ve Salaman'ın anlatısını da içeriğinde barındırıyor. Asıl meşhur hikaye ise kendisi İşraki Felsefe'nin temsilcisi olan İbni Tufeyl'in Hay b. Yakzanıdır. İbn Tufeyl, Hayy’ın dünyaya gelişini iki ilginç varsayımla başlatır: Bir yanda toprağın uygun birleşiminden "kendiliğinden doğuş" (natüralist bir bakış), diğer yanda ise bir annenin evladını korumak için sandala koyup denize bırakmasıyla adaya ulaşması varsayımıdır. (Musa Peygamber anlatısını andıran sosyal bir bakış) Bu iki varsayım insanın iki türlü var olması halinde de aklı ile gerçeğe ulaşabileceğini anlatır. Adada yaşamayı keşfeden Hay'ın ilk öğretmeni yavrusunu kaybetmiş bir ceylandır. Ceylan onu doyurur ve kendi ihtiyaçlarını gidereceği yaşa gelinceye kadar koruyup kollar. Hay'ın ilk ve en büyük şoku Ceylan'ın ölümüdür. Onu yaşama döndürme iç güdüsü ile bir çeşit otopsi yapar ve canı hayatta tutan şeyin ne olduğunu aramaya başlar. Kalbini eline aldığında asıl hayat verenin kalp olmadığını keşfeder. Bu sırada Hay adaya iyice adapte olmuştur. Ellerini keşfetmiş kendine giysiler yapmış ve avlanmayı öğrenmiştir. 21 yaşına kadar iç güdüleri ile diğer hayvanlar gibi yaşamaya alışmış olsa da bunlar düşünme yetisi olan ve ölümle yüzleşen Hay'a yeterli gelmez Yaşamı boyunca yer ve gök üzerine uzun uzun varsayımlar serdeder. Etrafında bulunan her şeyin geçiciliğini keşfetmesi onu aşkın olanı aramaya sevkeder. Kendine ilkeler belirler ve bu doğrultuda hayatını sürdürür. .Bu Hay için çok uzun bir yolculuktur. Bu sabırlı akıl yürütme sürecinin sonunda,
Düşünce
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·465 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 10:29
Dünya sayısız hüznü yaşatıyor içinde. En güzel anların da en bedbaht zamanların da göğusleyicisi yer ve gök. İnsanın kendisi anlamlandırıyor yerin ve göğün arasında yaşamayı. Diğer canlılar emre âmade ancak onlar da dünyanın bir parçası. Bizim aksimize onlar yükselip alçalamiyor. En sefil ve en alâ arasında bir durakları yok... İnsan bu duraklar arasında gidip geliyor. Boston gibi... Mücadele ediyor direniyor, ancak öteki pis insanların çamuru bir şekilde ona da bulaşıyor. Okuduğum en hüzünlü romanlardan birinin sonuna geldim.Aytmatov yine paramparça etti içimi. Çok kısa sürede bitirebileceğim bu kitabı birkaç güne yaydım. Hikayenin içinde direnen adanmışlığın ve önemlisi insan kalmaya çalışmanın amansız hüznü ilk satırdan itibaren benimleydi çünkü. Akbara'nın düşleri, Avdiy'in düşünceleri, Boston'un direnişi... Sadece bu hikayenin değil, dünyamızın da ana teması aslında. Yerin ve göğün arasında insanca yaşamak iyice zorlaştı. Yeryüzünde fesadın kaynağı yine insanın kendisi. İnsan kalmanın mücadelesini veriyoruz bunca kötülüğün içinde. Kendi ellerimizle ekip biçtiğimiz kötülük, bir gün bizim canımıza dokunduğunda mı anlayacağız? Nice acının ve feryadın müsebbibi olduğumuzu... Amacım umutsuzluğu yazmak değil, karanlığa sövmek hiç değil. Amacım artık bir ışık yakmak gerektiğini kendime hatırlatmak. Bu kitaptan benim payıma düşen bunlar oldu. Kitap ,okumaya ve üzerinde düşünmeye değer. Hayat boyu kitaplığımda olmasını istediklerimden..
Duygu ve Düşünce
Dişi Kurdun RüyalarıCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20218,9bin okunma
ŞEN OLASIN HALEP ŞEHRİ
9/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 15:24
Araştırmacı yazar Taha Kılınç'ın Alemi İslam Yazıları serisinin ilk Kitabı. “Bilâdüşşam" : Kuzey ülkeleri anlamına gelen bu isim günümüzde Suriye, Ürdün, Lübnan, Filistin coğrafyalarını içine alıyor. Kitap muhtelif zamanlarda kaleme alınan tefekkür ve gezi yazılarından oluşuyor. İslam Dünyasına nasıl bakmalı? Yazısı ile bakışlarımız doğru bir mevziye yerleştirilmiş. Zira doğru yerden bakamayan sıhhatli neticelere ulaşamaz. Müellifin Suriye'yi kaleme aldığı zaman diliminde iç savaş hala devam etmekte. Dolayısıyla yapılan yorumlar da bu doğrultuda. Allah'a hamd olsun diktatör rejim devrildi. Artık biz Suriye'yi bambaşka bir perspektiften okuyoruz. Örneğin İran'ın Suriye politikası bizim için şu vakitler çok daha aydınlık. Seyyide Zeynep, Seyyide Rukiyye türbeleri üzerinden yapılan Kabir savaşı yakın zamanda gündemimizdeydi. Kitap; unutkanlığı ile malul hafızalarımıza , Hama'yı Grozni'yi, El Hârika'yı Sabra Şatilla'yı yeniden nakşediyor. Burada ilk defa duyduğum Munira el-kubeysi hanımefendinin kurduğu Kubeysiyyat cemaati oldukça ilgimi çekti. Ayrıca Ortadoğu'nun yakın tarihinin meşhur aileler üzerinden de okunması gerektiğine değindiği bölümler oldukça ufuk açıcı. Sadr ailesi, Hariri ailesi gibi. Son olarak Ürdün notları bölümünde sahabelerin isimlerinin geçmesi, Mute'nin yaşandığı topraklar olduğunu hatırlatması çok önemliydi. Bizler İslam'ın uzandığı yerleri çok çabuk unuttuk. Halbuki bu coğrafya bizim de tarihimizin ta kendisi... Ortadoğuyu tanıma yolculuğu benim için çok keyifli seyrediyor. Başka dünyaları okudukça kendi dünyama anlamlar kazandırıyorum. Gayret bizden Tevfik Allah'tan.
BilâdüşşâmTaha Kılınç · Ketebe Yayınları · 0639 okunma
Savaş ve Barış
7/10
·1808 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 21:18
Uzun bir aradan sonra elime dünya klasiklerinden birini aldım. Takribi üç yıldır kütüphanemi süsleyen kalın sayfalı üstelik iki cilt olan bu kitabı okumaya cesaret göstermek zordu doğrusu. Bu üç sene içerisinde bu kitapla defalarca göz göze geldik. Lakin bu zamana nasipmiş. Birinci cildini 3 günde bir çırpıda okurken ikinci cildini okumam bir hafta sürdü. Defalarca bırakacağım galiba diye düşünüp ardından kendimi bu uzun soluklu kitabın satırlarına bıraktım. Uzun soluklu kitaplar okumak yaşadığım dünyaya ara vermek ve soluklanmak gibi geliyor bu kitap da bu tür duygularla bana eşlik etti. Kitaplarla inşa ettiğim dünyamı tekrar hatırladım. Muhtevaya gelecek olursak 1800'lü yılların Rusyasına panonormal bir bakış açısı ile yaklaşılmış. Savaşın yaşandığı coğrafyada etkileri, endişeleri ile insan hayatına yansıyışı, komutanların ve diğer aktörlerin hissiyatları, müthiş bir betimleme yeteneği ile tasvir edilmiş. Savaşın en kızgın olduğu zaman diliminde askerlerin neden birbirimizi öldürüyoruz? Bunu birbirimize neden yapıyoruz? Hissiyatı okuyucuya müthiş yansıtılıyor. Ayrıca burada askerler düşman takımına kolaylıkla merhamet gösterebiliyor. Peki savaşın ortasında insan kalabilmenin savaşı da veriliyor mudur bunu bizzat yaşayanlara sormak gerek. Birinci ciltte karakterleri yavaş yavaş tanıyor ve yollarının kesişmesini keyifle seyrediyorsunuz. Burada yazarın ruh tahlilleri de devreye giriyor. Karakterler öyle dikkatle tasvir ediliyor ki siz sayfaları çevirirken karşınızda oturur hale geliyor. İkinci ciltte ise karakterler sizinle beraber yaşamaya ve büyümeye devam ediyor. Doğumlar, ölümler, vedalar, kavuşmaları ile kitaba renk katıyor. En sevdiğim karakter Prens Andrey oldu. Duruşu ve asaleti dikkatimi çekti. Piyer'in arayışını, Nataşa'nın coşkusunu, Nikolay'ın da düzgün
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202125,9bin okunma
Yitik
Puan vermedi·143 syf.··
2024 28. kitabı
İnsan yaşamında elinin altında bulunan her şeyi yitirebilir. Bizim olan birçok şey bizi terkedebilir. Hayatın esasında vardır bulmak ve yitirmek. Peygamberlerin kıssalarını metaforik bir anlatımla ele alan muhterem müellif insanlığın kaybına dikkat çekiyor. Bizler yitirmeye Hz. Adem ile başladık. Hz Nuh ile yeni bir sayfa açmışken Rasulullah ile kemale ulaştık. Satırları okurken şunları düşündüm ; Allah Teala peygamberlerini biz onları anlayalım diye göndermiş. Yalnız, Peygamberlerden öğreneceğimiz sadece okudukları vahiy değil. Bizler onlardan yaşamayı da öğreniyoruz. Bir insan nasıl yaşar? Neyi yitirir? Bulmak nasıl olur? İlahi nizam öyle mükemmel ki. Bu yola baş koyanın kaybolması mümkün değil. Kendisinden önce bu yolu yürüyenler ardlarında sağlam bir harita bırakıyorlar çünkü. Hasılı Bütün insanlar bu yolun yolcusu kimi Hz. Yahya ile yürüyor kimi Rasulullah ile. Ulaşacağımız yer ise yitirdiğimiz cennet...
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111,1bin okunma