"Vay halime, tüm suçun yalnızca kendimde olduğunu biliyorum - aslında suç demek doğru değil! Kısaca, nasıl ki eskiden tüm mutlulukların kaynağı bendeyse, şimdi de tüm üzüntülerin kaynağı içimde saklı.Eskiden tüm dünyayı sevgiyle kucaklayacak yüreğe sahip, her adımda cenneti ayağının dibinde gören, zengin duygularla dolaşıp duran ben, artık aynı kişi değil miyim? Bu yürek şimdi ölmüş durumda, artık ondan dışarıya yansıyan hiçbir coşku yok, gözyaşlarım kurudu, artık beni canlandıran gözyaşlarımın ferahlatamadığı düşüncelerim kaşlarımın endişeyle çatılmasına sebep oluyor. Çok acı çekiyorum, yaşamamın tek neşesini, içinde bulunduğum ortamda dünyalar kuran canlı gücü kaybetti; o yok artık! Penceremden dışarıya, uzaktaki tepeye bakarken, sabah güneşinin onun üzerine doğru sisi yararak sakin çayıra vurduğunu, yaprakları dökülmüş söğüt ağaçlarının arasından yavaşça akan ırmağın bana doğru kıvrıla kıvrıla bana yaklaştığını görünce! - Ah! O muhteşem doğa vernikli bir tablo gibi karşımda değişmeden duruyor, ama hazların hepsi bir damla mutluluğu bile kalbimden beynime pompalayamıyor, çalışkan biri olan ben Tanrı'nın gözünde kuru bir çeşmeden, çatlak bir testiden farksızım."