Tuğçe Horasanlı

Tuğçe Horasanlı
@Tugcehora
“İstisnai” Olmak
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:41
Algernon’a Çiçekler son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan oldu. Bende bir iz bıraktığı kesin. Orta kalınlıkta olmasına rağmen oldukça da hızlı aktı. Zeka engelli Charlie Gordon’ın ameliyatla zeki yapılması ve bunun sonuçlarına tanıklık ediyoruz romanda. Charlie, kısıtlı bir zekaya sahipken deneyimleyemediği her şeyi deneyimliyor. Aşık oluyor, sarhoş olup dans ediyor, ilişkiler yaşıyor, kitaplar, teoremler hatta bir piyano konçertosu bile yazıyor. Ancak bu zeka seviyesi en üst noktaya ulaştığında aynı hızla geriye gitmeye başlıyor. Zeka evrelerinin her birinin insani ilişkilerine etkisini görüyoruz. Kitapta anlatılmak istenen aslında Charlie’nin annesinin kullandığı kelime olan “istisnai” sınıfında tuttuğumuz azınlıkta kalan kesiminin toplumun diğer kesimi tarafından kabullenemeyişi ve bazen eksik bazen de fazlalıklarından ötürü toplum tarafından dışlanması ile ilgili. Zekanın çok azı da çok fazlası da toplum tarafından kabul edilmiyor. Çok zeki insanların hep yalnız olması da genelde bu yüzden. Yazar şunu da vurguluyor; yalnızca zeki olmanın bir işlevi yok. Zeki olmanın yanında ahlak ve sevgiyle bir harmanlanma şart. Çünkü zekayı neye ve nasıl kullandığın da çok önemli. Charlie’nin bir anda üstün zekaya sahip olmasını, milli piyangodan para çıkıp ani zenginleşen insanlara benzettim. Bu insanların çok zengin olduğu pek görülmemiştir, çünkü bir anda emeksiz gelen o parayla ne yapacaklarını bilemeyip çabucak ellerinden kaybederler. Aslında Charlie de kullanmayı bilmediği bir servetle baş başa kalınca afallıyor, gelgitler ve psikolojik buhranlar yaşıyor, yakınlarını kaybediyor. Gerçekte kibirli olmasa bile çevresi onun yanında aşağılık kompleksine girdiği için bu önyargıyı ne yapsa değiştiremiyor da. Charlie’ye çok üzülmekle birlikte bütün kitap hep ona çok hak
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ağırlık mı Hafiflik mi?
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 00:00
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği; yazarın kelimeleri kullanma becerisi ile neredeyse her cümlenin altını çizerek okuduğum bir kitap olmuştu ve kesinlikle favorilerimden diyebilirim. Aynı adlı başrolde Juliette Binoche’un oynadığı filmini de tavsiye ederim. Kitapta iki aşk arasında kalan beyin cerrahı Thomas’ın aslında “hafiflik” ve “ağırlık” kavramlarının arasında kaldığını görüyoruz. Sabina hafifliği, Tereza da ağırlığı temsil ediyor. Yazar, aslında herkesin önce hafifliğe yöneldiği ve kolay olanı, rahat olanı seçtiğini ancak asıl anlamı ve güzelliği ağırlıkta bulduğunu vurguluyor. Kitapta iki karaktere olan yönelimini Thomas çok sıklıkla sorguluyor. Zaman zaman aradığının kendisi gibi rahat olan, ilişkiyi de dramatize etmeden yaşayan ve bütün farklı zevkleri kendisi ile deneyimleyen, beklentisi düşük Sabina olduğunu düşünürken; zaman zaman da tüm iç sıkıntıları ile kırılganlığı, masumiyeti ve onu içten sevişiyle bazen yumuşacık,bazen asi ve tepkisel Tereza olduğuna kanaat getiriyor. Ancak Thomas da ağırlığı seçiyor, pek çoğumuz gibi. Yazarla fikirlerim bu doğrultuda çok buluşuyor benim de. Özellikle İngilizcedeki compassion kelimesinin güzelliğini vurgularken, gerçek sevginin bir acıma ya da gönül indirme olmadığı kısmı aklıma yer etmiş bir bölümdür. İnsanoğlu olarak düz bakıldığında hafifliğe yönelme eğilimimiz gözlemlense de; birçoğumuzun anlamlandırdığımız, içselleştirdiğimiz deneyimlere kıymet verdiğini düşünüyorum. Kitabı mutlaka herkese tavsiye ediyorum.Keyifli okumalar
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Büyümeyen Yetişkin: Narsist
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
366 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2023 00:00
Kral Kaybederse kitabının aslında benim hayatıma geçmişte girmiş bir karakteri de çok yansıttığı için mi bilmem, ama bende çok ayrı bir yeri var. Kitabı sesli kitap olarak pandemi zamanı dinlemiştim, bana göre psikiyatrist-yazarın en çarpıcı kitabıdır.Diğer kitapları beni bu denli etkilememişti. Kitaptaki Kral; aslında toplumda teşhisi konulmamış pek çok narsistik kişilik bozukluğuna sahip bireyden sadece birini temsil ediyor. Kenan Baran; zengin ve nüfuzlu bir topluluğa üye, karşı cins tarafından idealize edilen ve buna da aşırı takıntılı bir karakter. Kenan’ın psikolojik yolculuğunda onun iç dünyasına indiğimizde kadınlara olan davranışının kökeninde annesinin ona karşı davranışının yattığını görüyoruz. Kenan; aslında yetişkinliği kabul edemiyor, yetişkin davranışlarının hepsini reddediyor. Çünkü o çocukken annesinin “kral”ı ve bilinçaltı hep o günkü gibi kalmak istiyor ve onu zorluyor. Hayatına aldığı ve yakınlık hissettiği kadınlara baktığımızda hep ona annesi gibi sık sık kral olduğunu hatırlatmış, bir ilişkide alma-verme dengesinde terazinin ölçüsünü hep kaçırmış kadınlar olduğunu görüyoruz. Ancak bu kadınların da Kenan ile birlikte bir içsel yolculuk yaşadıklarını ve yıllarca fedakarlıkla büyüttüğü evladının artık yetişkin olduğunu görmek ister gibi bir süre sonra Kenan’dan yetişkin davranışları sergilemesini beklediklerinde yaşadıkları hayal kırıklarına şahit oluyoruz. Kenan iyileşiyor ve büyüyor hikayenin en sonunda, ancak büyüdüğünde artık hayatın son deminde oluyor. Bütün çevresinin onu bıraktığını, başarı ve güce sahip olmayan bir bireye insanların nasıl acımasız davrandığını görüyor. Her düştüğünde koştuğu insanlardan tekme yiyor. Kitabın gerçek bir hayat hikayesi olduğunu biliyoruz. Kenan iyileşiyor ama çok geç. Peki gerçekte Kenanlar iyileşiyor mu, yoksa
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,9bin okunma
ölüm yolculuğu
7/10
·83 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 03:35
Kitabı tasvir ederken ölüm yolculuğu demek istedim, çünkü Tolstoy bu eserinde yaşamı değil; hepimizin telaffuz etmekten hatta çoğu zaman düşünmekten kaçındığı ölümü konuşuyor. Öncelikle kitabı okumanın cesaret istediğini söylemeliyim, kitap çok çarpıcı bir şekilde ölüme giden yolda bir hastanın iç çekişlerini, tüm hayatını yeniden gözden geçirişini, yapamadıklarıyla yüzleşmelerini anlatıyor. Karakterimiz Ivan İlyiç, toplumun ahlak ve görgü kurallarına tamamıyla uyarak yaşamını sürdürmüş bir sorgu yargıcıdır. Yazar, karakterin oldukça sıradan bir hayatı olduğunu satır aralarında sıklıkla vurguluyor. Sıradan hayatına renk katmak için kâğıt oyunları oynayan bir karakter Ivan. Evliliğini kurallara göre yapmış, yine o kurallara göre çocuk ve aile hayatını kurmuş. Yazar bize kitapta kurgulanmış ve planlanmış bir hayat sürmenin pişmanlığı ile hayatın son düzlüğünde karşı karşıya gelen Ivan üzerinden aslında hayatı anlamlandırmanın önemini gösteriyor. Ivan, insana yaşadığını hissettiren öfke, gözyaşı gibi insani duyguları ölüm döşeğinde yaşıyor ve giderken gitmek istemediğini görüyoruz. Çünkü belki de ölüme giden o yolda bütün o fiziksel ağrılarına rağmen insani özelliklerini gösterebiliyor. Ivan, aslında günümüz toplumunda “oku,mezun ol,iş bul,evlen,çocuk yap,emekli ol” şeklinde bize dayatılan yaşam sıralamasının peşinden yürümüş insanların hazin sonunu temsil ediyor. Hayatın içinde hata yapmaktan kaçmak, bir nevi yaşamaktan da kaçmaya çıkıyor. Robotlaştırıp tekdüzeleştirdiğimiz hayatta kurallara uymak adına, dışlanmamak ve topluluk içinde amiyane tabirle “sırıtmamak” adına verdiğimiz bu mücadeleye peki değiyor mu? Evleniyorsun, hasta düşünce eşinin gözünde tüm çekiciliğini kaybediyorsun, çocuk yapıyorsun yaşlanınca seni hayatta tutmaya çabalamak yerine varlığını bir yük
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,2bin okunma
Bana Uzak, Sana Yakın
7/10
··
Beğendi
Ege Soley’in Yakın kitabı hani ruha iyi gelen cinsten. O kadar sakin bir anlatım şekli var ki kitabı okurken dinleniyorsun. Kitabın edebi değeri tartışılır evet, sonuçta bir iç konuşma, kendini sorgulama gibi. Hayatımın en zor döneminde tanıştım bu kitapla. Yarısına kadar geldiğimde ilk defa elime almıştım. Böyle klasik müzik dinlemek gibi dinlendiriyor anlatımı. Çok yorgundum, bana iyi geldi. Ne zaman böyle yorgun hissetsem bu kitabı elime alıyorum. Karmaşık ruhuma iyi geliyor, kendi düşüncelerimden çok parça buluyorum, hayatımın bazı sahneleri gözümün önünden geçiyor. Ege gibi ben de mesela sabahları çok farklı modlarda uyanırım ve günün ilerleyen saatleri için o moddan sıyrılmam gereken zamanlar olur. Bir daha sevmem çok derim ama kitapta da bahsettiği gibi herkesin yalnızlığı karaya varıncaya kadar. Ancak şöyle ki, ben kitabı yarım bıraktım ve bitirme gereği de duymadım. Bitiririm belki ama bu kitap ara ara açıp sayfalarına göz gezdirilecek tam okuma yapmaya gerek duymadığım bir kitap statüsünde benim için. Hap gibi yutulup şifa veren değil, ara ara atılıp iyi hissettiren bir kitap bana göre.
YakınEge Soley · Doğan Novus · 2020511 okunma