Tuğçe

Nasıl başlayacağı ve nerede biteceği kestirilemiyordu, ama bütün aşklar ve heyecanlar sonunda duruluyordu işte. Başka türlüsü mümkün değildi. Kalp, hep aşka düştüğü ilk anki gibi atmaya kalksa, kalp krizi ortalaması on beş yaşa filan düşerdi. Kalbin de bir hız ve haz sınırı vardı hayatta, bol ikramlı şölenlerin ardından dinlenmesi elzemdi. Ve aşk, geriye saçaklarına sığınabileceğimiz huzurlu hisler bırakmadıktan sonra, yaz yağmurundan bile geçici bir şeydi. Çıkılacak uzun bir yolculukta ona zinhar güvenilemezdi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Neden böyle mutsuzdum? Hayatımda eksik olan neydi? Ya da eksiği yoktu da, sıkıntıdan, bunaltıdan ve bulantıdan mütevellit fazlası mı vardı? Belki ömür diye çektiğim çile, A’dan Z’ye her şeyiyle yanlıştı, doğru yaşanması imkânsızdı. Ruhu şad olsun, “Yanlış hayat doğru yaşanmaz” derken, Adorno’nun kastettiği elbet benim kıytırık hikâyem değildi. Böyle ölümcül göndermeleri ille de şahsi deneyimlerine teyellemeye çalışmak, dünyanın kendi etrafında döndüğüne inanan ahmakların marifetiydi. Demek artık ben de onlardan biriydim, hatta belki de hep öyleydim. Hem öyle, hem de bunu kabullenmeyecek kadar kibirli.
Bazılarımız ölemeyecek kadar korkak, hayatta kalacak kadar cesur olur. Bazılarımız da işte böyle sadece sarhoşken cesurdur. Sorun şu ki biz Allah’la vedalaşmadan ayrılmıştık. Yani ben yıllar önce, kalbimi annemin kederiyle sınamasının akabinde, fena küsmüştüm ona. Son sözün söylenemediği bütün ayrılıklarda olduğu gibi, yarım kalmış şeyler vardı hâlâ aramızda. Nicedir açıp bakmaktan kaçındığım, uzun bir sorular listesi mesela. Belki vaktinde inandıklarımla helalleşseydim, intihar edecek gücüm de olurdu. Belki de her işte bir hayır vardı, hepsi buydu.
Hayata Dair
Her kurbağa öpülünce prens olmuyor maalesef. Kimisi de hastalık saçıyor. Dikkat etmek lazım. [...] Hangi kurbağanın hastalık, hangisinin mutluluk vereceği belli olmaz. İnsan kalbini kaptırsa bile, hiç değilse aklını korumalı.
Alıntı
“İnsan kalbini kaptırsa bile, hiç değilse aklını korumalı.”
Hayata Dair