Hazret-i pâdişâh otağından çıkıp lağım kazan ustalar, huzurunda alır. Onlar, toprak altında büyük mağaralar açmakta idiler, içlerine ateş alan "kice kise top otları koydular". Cemaziyelevvel yirminci günü seşenbe gününün subh-i sâfi vaktinde mübarek saatte pâdişâh-i 'âlempenâhın emri ile cümle 'asker ayağ üzerine gelip zîrâ önürdüsü gün Hünkâr İstanbul'a yagmâ emr idüb askere çağırıdulmuş idi. Herkes hazırlandı, "top otlarına yir yir ateş değürdiler". Kıyamet günü gibi birden bir gürültü koptu, "zemin ü zaman ditredi", bu korkunç görüntü karşısında käfirlerin ödi patladı, her lağımlar cehennem gibi ateşlendi, önlerindeki taş ve ağacı saman çöpü gibi göklere uçurdu. Bu lağımlar patlamasında kâfirlerin bir nicesi kendini surlar üzerinden attı, kalanlar karşı geldi, bazısı umutsuzlukla âmân istemeye başladı, ama bu durumda o âmâna yer yoktu, kimse aldırmadı ve "eyderler ki hicren sekiz yüz elli yedinci yılında rebî'ülevvelin on beşinde ibtida itdi ve bu mezkûr târihin cemâziyelevvel yigirmisinde se şenbe günü subh-i sâdık vaktinde sene 857 feth olundu."