Kaygusuz

Kaygusuz
@Tunatalnci
Kaygusuzam ne gussam var cihânda Ki bir yüz suyı dîdâr eksügümdür.
Erlik'in Kızları
Erlik'in efsanelerde dokuz -kimi yerlerde sekiz- kızı olduğu anlatılır ki, bu da Gök Tanrı'nın dokuz kızına karşılık gelmektedir. Asli görevlerinin ne olduğu bilinmemekle beraber, oyunları ve danslarıyla yeraltına seyahat eden şamanların dikkatlerini dağıttıkları ve Erlike götürdükleri kurbanları ellerinden almaya çalıştıkları anlatılır. Şaman şarkılarında bu kızlar, esmer, siyah saçlı, şehvetli varlıklar olarak tarif edilirler. Bazı şarkılarda Erlik'in oğlu "Pai mattyr"ın dokuz kızından bahsedilir ve bu kızlar kara yılanlarla karşılaştırılır. Muhtemelen bu şarkılardaki kızlar da Erlik'in bu dokuz kızıyla aynı varlıklar olmalıdır.
Sayfa 286·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Erlik Tasviri
Altay Tatarları, dünyadaki insan ve hayvanlara hastalıkları gönderen bir yeraltı ruhuna da inanırlar. Ölüleri kendi etrafına toplayan bu ürkütücü ruh, atletik vücutlu, dizlerine kadar inen sakalı, kömür siyahı gözlü olarak tarif edilen, "Erlikdir, ancak bu isim kullanılmaz, onun yerine "Kara nämä" (siyah şey) adı kullanılır. Erlik'in yer altı dünyasının denizlerinde küreksiz bir tekne ile gezdiği veya kara bir boğanın sırtında dolaştığı, yüzünün geriye baktığı anlatılır. Elinde kırbaç yerine, bir yılan veya yarım ay şeklinde bir balta vardır. Dokuz nehrin birleşip "Toibodym" isimli tek bir nehre dönüştüğü yer deki karanlık sarayı "Örgö” de yaşar. İnsanların gözyaşlarından oluşan bu nehrin üzerinde bir at kılı inceliğinde bir köprü vardır ve ölülerden biri bu köprüden kaçmaya kalkacak olsa, sendeleyip aşa ğıya düşer ve dalgalar onu yine ölüler ülkesinin kıyılarına atar. Toibodym ırmağında korkunç yaratıklar yaşar ve Erlik'in sarayını ko rurlar.
Sayfa 284·Kitabı okudu
Alıntı
Bir şamanın ruha hitabı
Sen nasıl bir "Üzüt", nasıl bir kötü kara ruhsun (Jäk)? Her köşeye giriyor, Her çalılığa saklanıyorsun, Bir hortum kılığında dolaşıyorsun, Rüzgarın ruhu olarak çekip git buradan. Beyaz bir dağın üzerinden mi geldin? yoksa, bir sel gibi bir nehirden mi? Adını söyle bana ve yolunu, Dişlerini sıkma, Sorduğumda ağzını aç, Seni yeşil ateşe atar, ve kırmızı korlar üzerine yatırırım. Seni mızrağımla yok eder, Seni kılıcımla vurup düşürür, Mavi demirle kıstırıp, seni derin uçurumlara atarım. Acele et, çık oradan İsmini ve hangi kabileden olduğunu söyle bana! Senin için hazırlanan tabuta geri dön Senin için kazılan mezara geri dön Aldačy (ölüm meleği) ile beraber geri dön Acele et, çık dışarı Köpeğim seni ısıracak, İneğim sana boynuz vuracak, Tayım sana çifte atacak, Bana adını ve yolunu söyle, kendi yoluna git.
Sayfa 296·Kitabı okudu
1000Kitap
Hacı Murat'ın, İmam Hamzat'ı öldürmesi
Bunun üzerine biz de daha faz­la beklemeyip hemen harekete geçmeye, bayramın ilk günü camide bu işi bitirmeye karar verdik. Arkadaşlar plana kar­şı çıkınca kardeşimle ben kaldık. Belimize ikişer tabanca soktuk, üzerimize de kepeneklerimizi atıp camiye gittik. Hamzat otuz müridiyle birlikte geldi. Hepsi yalınkılıçtı. Hamzat'ın hemen yanında en sevdiği müridi -hani şu hanla­rın anasının kafasını uçuran- Asildar duruyordu. Kardeşim­le beni görünce, "Kepeneklerinizi çıkarın!" diye bağırarak benim yanıma geldi. Elim hançerimdeydi, bir vuruşta onu yı­kıp Hamzat'a doğru atıldım. Bu arada kardeşim Osman, Hamzat'a bir el ateş etti. Ama ölmemişti Hamzat, hançeriy­ le Osman'ın üzerine atıldı, ben de kafasından vurup işini bi­tirdim. Ama otuz müride karşı iki kişiydik. Kardeşim Os­man'ı öldürdüler. Ben caminin penceresinden atlayıp kaç­ tım. Hamzat'ın öldüğünü duyan halk ayaklandı, müritler­den kaçan kaçtı, kaçamayanların işini oracıkta bitirdiler."
Sayfa 78·Kitabı okudu
1000Kitap
Erenler bir denizdür ‘âşık gerek talası Bahrî gerek denizden girüp gevher alası Gine biz bahrî olduk denizden gevher alduk Sarrâf gerek gevherün kıymetini bilesi Yüri var epsem ol a ne simsârlık satarsın ‘Alî gibi er gerek iş bu sırra eresi
Sayfa 309
Şiir