Bu kitap kontrolsüzce kalbe sokulan bir neşterdir; amacı tedavi etmek değil parçalamaktır. Bir ameliyat girişimi değil tamamen taammüden olmasına özen gösterilmiş bir cinayet çabası, kin güdüsünün harekete geçirdiği vahşi bir intikam denemesidir. Sterillik iddialarına karşı sterilliğin körlüğüne sığınmış bakterileri teşhir eder; vitrindeki masumiyetin içine yerleşmiş suçu haykırır; iyi vatandaşı kazıdığında altından çıkacak olan katili, namuslunun içindeki orospuyu, kan görmeye dayanamayanların beslediği kan okyanusunu gözlere sokmayı amaçlamaktadır. Bu olmamışsa kitabın beceriksizliğindendir; bu tarihi görev ne yapıp edip başka bir şekilde başka bir kitapta yerine getirilmelidir.
1905’te Freud şöyle söylemişti:
“Hala, konuş benimle! Korkuyorum, çünkü çok karanlık.”
Halası ona cevap verdi: “Bunun ne faydası olacak?
Beni göremiyorsun ki.”
“O önemli değil,” diye yanıtladı çocuk. “Birisi konuştuğunda, aydınlık oluyor.”
Ve Freud’un bize hatırlattığı gibi, “Kanıtlar... gösteriyor ki, iki kişi arasında bir süre devam eden yakın duygusal ilişkilerin -evlilik, arkadaşlık, ebeveyn-çocuk ilişkisi- hemen hepsi bir nebze nefret ve düşmanlık içeriyor ve bu duygular bastırıldıkları için algılanmıyorlar.