Son dakika günahların için bile onlarca din daha kurulsa dahi seni kurtarmaya yetmeyecek; yeryüzünde bilinen bütün dinlerin cehennemini tereddütsüz hak ediyorsun.
Dünyaya bırakamadığın izleri bırakacağın en kolay yer çocuklarındır. Kalıcı olamamanın acısını, onları kendine göre şekillendirerek çıkarır, onları kendinle damgalarsın. Evlatlar, ebeveynlerin en garantili ölümsüzlük olanaklarıdır; çevresine genişleme fırsatı bulamayan anne ve babalar, çocukları aracılığıyla zamanda dikey olarak genişlerler.
Karakter diye sözü edilen şey, doğuştan bu yana insanın ruhunun üstüne dökülen yüzlerce damla silinmez mürekkep lekesinin oluşturduğu resimdir. Çocukluğunda terbiye diye maruz kaldığın davranışlar, öğüt diye verilen başka hayatların sözel dışkıları, beyaz bir sayfanın üzerine siyah pastellerle bastıra bastıra çizilen şekillere benzer. Boş bir sayfaya sana ait olmasa bile bir şeyler çizmek, kalemi olan herkes için kolay erişilebilen düşük enerjili bir eylemdir. Kalem bir gün senin eline geçtiğinde, sayfana ne çizmeye çalışırsan çalış, ilk çizilenler her zaman çizdiklerinin arkasında ve sayfana rengini verenlerdir. Onları silmeyi asla başaramayacak, en fazla resmin fonuna itebileceksin.
Bu yüzyılda doğmuş bir Musa, çalma ya da öldürme yasağını kime dinletebilirdi? Çaresiz bu yüzyılda tutunabilmek için on emrini güncelleştirmek zorunda kalırdı:
Kredi kartı borcunu aksatmayacaksın!
Lot altı oynamayacaksın!
Bilmediğin senede imza atmayacaksın!
Dolarını efektif kur üzerinden bozduracaksın!
Kendi yaşamadığı acının sağırıdır insan, kendi tepesine düşmeyen bombanın körü... Kendi atmadığı çığlığı duysa dahi bilincinde tutmayı başaramaz. Modem insan için "empati" ancak telepati kadar olanaklıdır. Kaba Taş Çağındaki bir insanın atom teorisi ile ilişkisi neyse insanoğlunun, kendi yaşamadığı acılar karşısındaki konumu odur. Bir acıyı işitmek veya görerek şahit olmak gibi, onu bizzat yaşama dışında acıyla kurulan hiçbir ilişki türü, algıların sinir ucunu uyaramaz. Hangi çeşidi olursa olsun bizzat yaşamadığı bir acı, insanın derinliğine nüfuz edemez. Bu nedenle korkunç acıların şahidi insanoğlu, bu acıların büyüklüğüne paralel bir bilinç geliştirememektedir.