Cici vatandaş, toprağın çatlaklarında, yeryüzünün deliklerinde, yaşamın yarıklarında yaşar; çocuğunun okulu, sırtının ağrısı, çamaşır makinesi taksiti, kaçırmadığı TV dizisi ve heyecanla beklediği futbol maçından yapılmıştır yuvası... O yeryüzüne çıkmaya gerek duymaz;
toprağın yüzeyindeki işleri, vekâlet verdiği birileri halleder. Ne zaman ki bir yağmur yağar ya da yaramaz bir çocuk kutsal yuvasını dağıtır, o zaman yüzeye çıkıp bağırmaya başlar "yardım edin" diye... Yeryüzünde, sayesinde kurulan cehennemi görmeye gözleri dayanamaz. Beyninin büyük bir kısmını dolduran masa örtüsünün deseni, yemek tabaklarının takım olması zorunluluğu ya da arabasının rengi ancak o zaman gerçek önemlerine döner. Yeryüzü ile yüzleşme, şişirilmiş değerleriyle gerçek işlevlerinden fırlayıp etrafa saçılmış nesneleri yerlerine yerleştirir, onları gerçek büyüklüklerine geri döndürür. Yeryüzüyle yüzleşme, evren ile algı arasındaki kalın sis bulutunu inceltir.
Bir lokantadaki garsonun kibar davranışı ile bir hastanede başı ağrıyan bir hastanın tedavi edilmesi, sokaktan geçen birinin nazikçe "günaydın" demesi ile bir mahkûma elektrik verilerek işkence yapılması aynı toplumun birbiriyle asla çelişmeyen görüntüleridir. Otorite, kendisine boyun eğenin günlük yaşam koşullarını ne kadar genişletiyorsa kendisine tehdit olarak kabul ettiklerine de o kadar insanlık dışı davranır. "İyi vatandaş"ın başını okşayan el ile düşman saydıklarının makatına cop sokan el aynı eldir.
İsa'nın muhatapları için söylediği "içinizden en günahsız olan ilk taşı atsın" cümlesi artık anlamsızdır; cümle aşağı yukarı şöyle olmalıdır: "içinizden lOO'den daha az insanın ölümüne neden olan, ilk taşı atsın."
Cici teyze ve kibar amcanın her gün yumuşatıcı krem sürdükleri kutsal elleri, sırtlarında yükselen iktidarlardan aşağıya damlayan kanla kirlenmiştir, oysa onlar asansörde kibarlık yaptıkları ya da "günaydın" dedikleri için kendilerini iyi zannederler.
Cici teyze ve babacan amca her seçimde sabah erken kalkarak oylarını kullanmayı asla ihmal etmezler; oy verdiklerinin neden oldukları katliam, tecavüz ve her türlü suç, taşeronluğun doğası gereği babacan amcanın gülen yüzüne ya da cici teyzenin temiz ellerine sıçramaz. Onlar neden oldukları şeylerden asla haberdar olmazlar; ama bütün bu olanlara neden olanlar da tam olarak onlardır... Cinayetlerin en büyükleri babacan amcaların güleryüzlü, cici teyzelerin kibar kalabilmesi için işlenir. Tavuk kesilirken bakamayan amca, en kanlı katliamları coşkuyla alkışlar; işkencelerde kullanılan elektriğin faturasını cici teyze rahmetliden kalma emekli maaşından öder.