Güzeldi bu kadın. Kırk bir yaşında, eskiden olduğu genç kadınla ilerde olacağı yaşlı kadının arasında narin, tatlı bir dengedeydi. Zeki bir tarihçiydi. Alnınız yaralandığında size çok iyi bakıyordu. Hiçbir çıkarı olmadığı hâlde, sadece yardım etmek için başka birinin alışverişini yapıyordu.
Buraya gelen, morun bin bir tonuna bürünmüş manzaralarımızı gören her insan cennete geldiğine inanabilirdi. Ama ne olurdu cennette? Ne yapardınız? Bir süre sonra hatalara, kusurlara hasret kalmaz mıydınız? Aşkı, arzuyu, yanlış anlaşılmaları, hatta belki biraz da şiddeti aramaz mıydınız canlanmak için? Işığın gölgeye ihtiyacı yok muydu?