Günlük hayatımızda ve insanlarla olan alışverişimizide fazla parlak ve keskin bir zeka göstermek de doğru değildir. Derin bir anlayış bizi fazla inceliğe ve fazla meraka götürür. Zekamızı olaylara ve dünya işlerine daha elverişli bir hale getirebilmek için biraz ağırlaştırmak, körleştirmek, onu bu karanlık ve bayağı hayata uydurmak için karaltmak ve bulandırmak lazımdır. Nitekim gevşek ve alelade zekalar işleri daha kolaylıkla, daha başarıyla çevirirler…
Biz insanlar kendimizi kötülemede gösterdiğimiz zekayı hiçbir yerde göstermeyiz. Kafamızın, o herşeyi bozabilen tehlikeli aletin peşine düştüğü, öldürmeye kastettiği av kendi kendimizdir.
Biz pek şaşkın varlıklarız: filanca hayatını işsiz güçsüz geçirdi, deriz; bu gün hiçbir şey yapmadım deriz. -Bir şey yapmadım ne demek? Yaşadınız ya! Bu sizin yalnız işiniz değil, en parlak, en şerefli işinizdir.