"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
"İhtilal Satürn gibidir, kendi evlatlarını yer." Danton'a atfedilen bu söz bir gerçeği anlatır. Kurt Kanununda Kemal Tahir de bu gerçeği kendi düşünceleri ve cümleleriyle çok güzel ifade eder bize. Saltanattan Cumhuriyete geçişte bu geçiş için gayret gösteren insanların nasılda bertaraf edildiği, suçlu yada suçsuz olmalarının bir öneminin olmadığı Mutlak güce erişenlerin kendi fikirleri yada çıkarları doğrultusunda karşı grubu ve insanları yok etmesi anlatılır. Bir dönemi daha iyi anlamak için Kurt Kanunu tekrar tekrar okunup yeniden değerlendirmeli geçmişi. Ve son olarak "kurtlukta düşeni yemek kanundur " dedirterek Kara Kemal'e ( küçük efendi) koyalım noktayı.
İyi okumalar
Bolca düşünmeler
Biz her çeşit savunuyu suç saymışızdır. Bu yol, muhaliflerini gerçek suça itelemek yoludur. Varılmak istenen yer de, muhalifsiz hükümet etmek... Çok düşündüm, muhalefetsiz hükümet etmek isteği, Devleti alet ederek, hiçbir ceza korkusu duymadan bol bol suç işleme zevkinden geliyor. Ceza görmemek güvenini sağlayıp keyfince en namussuz suçları işleyeceksin... İşte insanoğlunun düşebileceği en sefil çirkef çukuru