Selçuklular tarihi geniş coğrafyada ulaşılan üstün medeniyet sebebiyle de önem arz eder.Nitekim Selçuklular döneminde yetişen bazı ilim adamlarının etkileri günümüzde de devam etmektedir.Ancak bu açıdan bakıldığında Nizamiye Medreseleri'nin aştığı ilim seviyesini veya Sultan Sencer türbesindeki inşa tekniklerinin 300 yıl sonra Rönesans'ın ünlü mimarı Filippo Brunelleschi tarafından Floransa'daki Santa Maria Katedrali'nin kubbesinde kullanmış olduğu gerçeğini algılamak ve anlamak mümkün olabilir.Sadece bu örnekler ile Selçuklu tarihi üzerinde neden önemle durulması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Hüseyin Nihal Atsız'ın, "RUH ADAM" isimli eserinde kitabın ana karakteri Selim PUSAT'IN, aşık olduğu Gürüntülü' ye yazmış olduğu, geri gelen mektup isimli şiiri
GERİ GELEN MEKTUP (İZDİHAM)
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden…
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!