Zaten akl’ı kalb'ten kopuk bir vaziyette kendi başına ve kendine ait olarak düşünmek de başlı başına bir fecaat arzediyor. Halbuki insan kalp, ruh, akıl, hayal, sır v.s. gibi ve daha pekçok manevî azâ ve lâtife denilen ince, hassas hislerden mürekkep bir mahluktur.