Bazı kitaplar vardır, çocuk kitabı gibi görünür ama her yaştan insana ayna tutar. Pinokyo da benim için tam olarak öyle bir hikâye oldu. Carlo Collodi’nin kaleminden çıkan bu eser, sadece bir tahta kuklanın macerası değil; kalp kazanmanın, insan olmanın, hata yapıp doğrulmanın öyküsü.
Pinokyo’yu okurken kendimi sık sık onun yerinde buldum. Bazen aceleci, bazen meraklı, bazen de yanlış yapmaktan korkmayan o küçük kuklada, kendi çocuk hâlimi gördüm. Onun gibi ben de bazen kolay olanı seçmiş, doğruyu ertelemiş, sonra pişman olmuşumdur. Bu yüzden her satır, sanki bana yazılmış gibiydi.
Bu kitap bana şunu fark ettirdi: İnsanı insan yapan şey, kalbinde hissettiği pişmanlık ve yeniden iyi olma isteğidir.
Ve belki de gerçek bir “insan” olmak, hiç bitmeyen bir öğrenme yolculuğudur.