İLTER

İLTER
@Turkcu_Ogretmen
Ulusal anlamda TÜRK'ü sevmeyen ve Başbuğ ATATÜRK'ü ebedi başkomutan olarak benimsemeyen bu hesaptan uzak dursun!
Öğretmen
Lisans üstü
Erzincan
1986
4 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
BAŞBUĞ ATATÜRK' E
inan BAŞBUĞ inan ki yollarında koşmaya atılıp ölümlere engellerden aşmaya içimde o güç hala nabız nabız vurmakta belki yalnız kalsak da o SON OCAK yanmakta damarımda çağlayan o kan kurumadı ki gönlümdeki coşkular henüz durulmadı ki tek kalsam yoldaş olur mavzerim AL BAYRAĞA izlerinden giderek çıkarım Elmadağ'a bir asır öncesinden kutlu buyruk verdin sen: "istiklal, cumhuriyet en birinci vazifen" o kutlu gün gelir de YA İSTİKLAL görürüm YA ÖLÜM emrin ile seve seve ölürüm pusat yapıp İLKEni kuşandırıp gönlüme SÖYLEV'in alazından ışık yapıp yönüme senden yadigar yayla iblislere çatarım her çeşit cehalete ALTIşar OK atarım .... son nefesim TÜRKLÜĞE taze bir soluk olup kanım allar sancağı katreler oluk olup ilter der naçiz canım feda kurduğu YURDA kavgamız saygı olsun çakır gözlü BOZKURDA Yazan: İLTER
Türkçülük
Umut isimli okura yanıt verildi
İLTER
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Söylediklerinize katılıyorum. İnsanlar kişisel ilişkilerinde olduğu gibi siyasal görüşlerinde de maalesef maskelerle dolaşıyorlar. Bunların hepsini üzülerek kırk yaşına yaklaşmış bir Türk öğretmen olarak ben de gördüm. Bunlar bir yana Atatürkçülüğün bir sistem olarak Türk ulusu için en doğru yol olduğunu gördüm, anladım ve inandım. Tek başımıza da kalsak da bu inancımızdan ve mücadelemizden son nefesimize dek vazgeçmeyeceğiz. Atatürk özetle der ki, "her Türk son nefesini Türk'ün nefesinin sönmeyeceğini ispatlayarak vermelidir.' Ve bu benim hayatımda böyle olacaktır. Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Son sözümde sizi Atatürk'ün Yörükler için söylediği güzel bir sözüyle selamlayarak bitiriyorum: Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.
Türk tefekkür tarihinin tetkiki için sadece akademik neşriyatın incelenmesi yeterli değildir. Bilhassa eski dönemin birçok özgün makalesi, hâtıra yazıları, polemikleri gazete köşelerinde kalmış ve unutulmuştur. Filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Tasvir Gazetesinin 11 Haziran 1948 tarihli nüshasında neşredilen "Hâtıra Defterimden Bir Yaprak: Türklük Âleminde Turancılık Fikrinin İlk Adımları" başlıklı hâtıra yazısında İsmail Gaspıralı ve Yusuf Akçura'nın kendisine yazdığı mektuplara yer verilmiştir. Bu mektuplar biyografik vesika niteliğinde olduğu gibi, Bölükbaşı'nın yazısının da tanıklık değeri vardır. Gerek Gaspıralı'nın gerekse Akçura'nın kendisinden talebi üzerine on Asyalı Türk gencine evinde fahri olarak ders verdiğini anlatır. Akçura'nın neşretmekte olduğu Türk Ocağı'nın mecmuasının (Türk Yurdu) masraflarını Sultan Abdülhamit'in oğlu şehzade Selim Efendi'nin ihsan ettiğini belirtir ki hanedan içinde Türkçülük fikriyatına yakın bir şehzade bulunması hem Osmanlı tarihi hem de Türkçülüğün tarihi açısından kıymetli bir malûmattır. Bölükbaşı, Ziya Gökalp'in Türkçülük anlayışına ise uzak durduğunu bilhassa ifade eder. İsmail Gaspıralı'nın eşi ve oğlunun askerî mütekaitlerden olan ve Ankara'da hocalık yapan Kırımlı bir öğretmen ile kendisini ziyaretine geldiğini anlatan Bölükbaşı, bu sohbette dönemin Bolşevik hükümetinin Kırımlı münevver Müslümanları Sibirya'ya sürdüğünü, bu aydınların sürgün yolunda hayatlarını kaybettiklerini belirterek yazısını noktalar: Bu sohbetten sonra da Kırımlı münevver Müslümanlardan bir daha haber alamamıştır.
Türkçülük
İLTER
Yanıtınız için teşekkür ederim. Tasvir gazetesi için yaptığım eleştiri için Ulus gazetesi üzerinden karşılaştırmanızı bir anlamda haklı buldum. Ancak Rıza Tevfik'in yukarıda yazdığım nitelikleri sebebiyle Ziya Gökalp gibi bir değeri eleştirmesini hâlâ hadsiz, gülünç buluyorum. Yineliyorum, Ziya Gökalp'e sevgisi olup ta yazılanlardan kafası karışan bir Türkçü kardeşim varsa ve bu yorumumu görürse Rıza Tevfik'in hayatını kısaca bile okuması kafa karışıklığını giderecektir diye düşünmekteyim. Tekrar yanıtınız için teşekkür ederim hocam.
Türk tefekkür tarihinin tetkiki için sadece akademik neşriyatın incelenmesi yeterli değildir. Bilhassa eski dönemin birçok özgün makalesi, hâtıra yazıları, polemikleri gazete köşelerinde kalmış ve unutulmuştur. Filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Tasvir Gazetesinin 11 Haziran 1948 tarihli nüshasında neşredilen "Hâtıra Defterimden Bir Yaprak: Türklük Âleminde Turancılık Fikrinin İlk Adımları" başlıklı hâtıra yazısında İsmail Gaspıralı ve Yusuf Akçura'nın kendisine yazdığı mektuplara yer verilmiştir. Bu mektuplar biyografik vesika niteliğinde olduğu gibi, Bölükbaşı'nın yazısının da tanıklık değeri vardır. Gerek Gaspıralı'nın gerekse Akçura'nın kendisinden talebi üzerine on Asyalı Türk gencine evinde fahri olarak ders verdiğini anlatır. Akçura'nın neşretmekte olduğu Türk Ocağı'nın mecmuasının (Türk Yurdu) masraflarını Sultan Abdülhamit'in oğlu şehzade Selim Efendi'nin ihsan ettiğini belirtir ki hanedan içinde Türkçülük fikriyatına yakın bir şehzade bulunması hem Osmanlı tarihi hem de Türkçülüğün tarihi açısından kıymetli bir malûmattır. Bölükbaşı, Ziya Gökalp'in Türkçülük anlayışına ise uzak durduğunu bilhassa ifade eder. İsmail Gaspıralı'nın eşi ve oğlunun askerî mütekaitlerden olan ve Ankara'da hocalık yapan Kırımlı bir öğretmen ile kendisini ziyaretine geldiğini anlatan Bölükbaşı, bu sohbette dönemin Bolşevik hükümetinin Kırımlı münevver Müslümanları Sibirya'ya sürdüğünü, bu aydınların sürgün yolunda hayatlarını kaybettiklerini belirterek yazısını noktalar: Bu sohbetten sonra da Kırımlı münevver Müslümanlardan bir daha haber alamamıştır.
Türkçülük
İLTER
Hocam yukarıda yazılan ilk cümleye katılıyorum. Ancak şöyle ki Rıza Tevfik'in Sevr antlaşmasını imzalayan heyette olduğu ve yüz ellilikler listesinde olduğu için ayrıca bir demokrat parti milletvekili tarafından yayınlanan tasvir gazetesini kaynak olarak asla kabul edemeyeceğimden kalan kısmın bir Türkçü olarak benim için hiçbir anlamı kalmıyor. Çok fazla yorum yazan biri değilim ama söz konusu kişi ve gazetenin kimler olduğunu benim gibi düşünen Türkçüler için kısaca açıklamayı görev sayarak yoruma iliştiriyorum.