Metin Özdamarlar Kayserili olduğu için kitaba çok hevesle başladım. Fakat aynı hevesle devam edemedim. Her ne kadar anlatılan hikâye ve ana fikir güzel olsa da kitaptaki herkesin dört dörtlük olması çocukların bile çok akıllı uslu olmaları çok gerçek dışıydı. Yardımlaşalım, iyilik yapalım, iyi olalım hayat toz pembe içinde ufacık bile grilik yok. Çok sıkıcıydı.
Genel olarak Asel ve arkadaşlarının İyilik Timini kurmaları ve yaptıkları iyilikleri konu alıyor. En son SMA hastalğı teşhisi konan Aras'a yardımcı olmaları ve sevgi evlerindeki çocuklara değinmeleri gerçekten anlamlıydı.
Ana fikir olarak iyilik, iyidir mesajını veriyor.
Ne öğrenciler ne ben yazarın bu toz pembe küçük cennetini sevmedik. Ne demişler: "Her şey zıttıyla mümkün ve maruftur."
Öğrencilerin keyifle okuduğu, kurgusu basit bir kitaptı. Çocuklar çok sevdiği için ikinci kitabı da listeye aldım. Verdiği mesaj benim için kıymetliydi.
“Hepimiz başarısız olabiliriz. Hangi konuda yeteneğimiz olduğunu bulamayabiliriz hatta belki hiçbir konuda yeteneğimiz de yoktur. Ama önemli olan elinden geleni yapmak.”
Uzun zaman sonra okuduğum en farklı kitaptı. Benzer şeylerden öyle sıkılmışım ki bana çok iyi geldi. Keyif alarak okudum.
İnsan yaşamının özellikle çocukluk döneminin ne kadar kırılgan olduğunu ve dışarıdaki dünyanın bizim benliğimize ne büyük etkileri olabileceğini vurguluyor. Başlarda kitabı okurken insanların bu kadar çocukluğa, geçmişe takılı kalmaları bana çok rahatsız edici gelmişti. Dümeni alacak yaşa gelindiğinde hayatın sorumluluğunu almak gerekir diye düşünüyordum fakat sonra sonra şunu fark ettim. O ilk çocukluk dönemlerimizde bize sunulan dünya o kadar küçük ki çevremiz, yaşamımız… Akşama kadar bi arada olduğumuz anne ve baba ya da akraba her kimse bizim dünyamız oluyor. Savunmasız olduğun, ses çıkaramaz olduğun, başka bir ihtimalin olduğunu bilmediğin bir evrede olunca hâliyle etkisi çok daha kalıcı oluyor. Çevreden gelen güzellik algısı, başkalarının düşünceleri …devamı müsait olunca