Kübra

Irene artık hiçbir şey düşünmemek, sadece yaşamak, kendini uyuşturmak ve ruhunu boş ve anlamsız uğraşlarla oyalamak istiyordu. Evde olmaya da katlanamıyordu, dehşetten delirmemek için sokağa çıkması, insanların arasına karışması gerektiğini hissediyordu.
Reklam
Kendi bakışlarındaki güvensizliği görme korkusuyla aynaya bakmaya cesaret edemiyordu. Fakat fırtına veya bunaltıcı sıcak kadar, havanın durgunluğu da insanı rahatsız edebilir, aynı şekilde ılımlı bir mutluluk da talihsizlik kadar kışkırtıcı olabilir ve isteksizlik çeken pek çok kadın için, umutsuzluğun getirdiği sürekli bir doyumsuzluktan daha tekinsizdir. Tokluk da açlıktan daha az kışkırtıcı değildir. İçi soğuk olan her insan gibi, kendisi yanmadan tutku ateşiyle sarılmış olmaktan hoşlanıyordu. Öte yandan bir zamanlar önem verdiği pek çok şey de, bir sis gibi dağılıp hayatından uzaklaşmıştı. Kendi geçmişine bir uçuruma bakar gibi bakıyordu. İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır. Yaşam hâlâ çekici geliyordu oysa.
Sinirleri yay gibi gerilmişken gülümsemesi, neşeli görünmesi gerekiyordu, bu sahte neşenin ne çabalara mal olduğunu, kendine hâkim olmak için her gün nasıl kahramanca bir güç harcadığını kimseler anlamıyordu.

Kübra

, bir kitap okudu
9/10
·80 syf.·
2021 6. kitabı
Stefan Zweig
8.2/10 · 125bin okunma
Yapraklanıp durdu canımda boşluğun. Senden uzak aldığım her soluk, ihanete dönüyor, Sadece sevmek değil bu. Bütün bir dünyasın. Göz-yaşıyla, şiirle, şarkıyla, şarapla, mumla... "Üç nokta beş harf' düştüğüm güzellik. Suyumu kanatlandırdın, taşımı buluta çevirdin, sözümü menevişledin...
Reklam