Kübra

Ey kalabalığın kara yalnızlığı Tanrı kirpiklerinden yürüyordu canıma. Geceyi hırka gibi giyinmiş uykusuzluğun acısı adına Yolların cezaya döndüğü uzaklıklar adına Hayal evim, arzu çanım, kirpik boncuğum Uyudum, sen oldum, soyundum dünyayı. Ay beşiğim, şirin uykum, güneş hecem Uyandım, sen oldum, giyindim dünyayı. Ben bir zaman yanlışıyım Sen zamandan büyük güzellik Birazdan kalkacaksın. Odan can bulacak. Eşyalar kirpik kirpik uyanacak. Aynan bayram yeri. Su değil parmakların akacak musluktan. Terlikler ayaklanacak. Giyindiğin her şey teninle sarhoş. Pencere, korunun rüzgârıyla öpecek ensenden. Işık, ışığa karışacak. Ben, bütün bunların ortasında, titreyerek bakacağım sana. İnsan nasıl ağlamaz bu büyük masala. Sen bir deniz kıyısında gonca zamandın Ben eski şarkılardan eskiydim kimsesizdim Kalbim Gölgeler içindesin... Uzak akrabaların getirdiği yalnızlık Biliyor musun, hoyratlık değil de İncelik yakıyor canımı... Sevgilim Yoksulluktur biraz da
Reklam
Düşün! Tanrının toprakları sonsuz genişlikteyken, seni alçaltan bir ülkede yaşamanın ne kadar anlamsız, ne kadar şaşırtıcı olduğunu! ... Ve bırak evleri, onları yapanlara mezar olsunlar! Git!
Kadınlar çaresizliğin cenazesini kaldırıyor.

Kübra

, bir kitap okudu
7/10
·68 syf.·
2021 5. kitabı
Şükrü Erbaş
7.8/10 · 12bin okunma
Asker olduğu için her şeyi asker kafası ile düşünmeye alışıktı. Gökçen'e karşı duyduğu sevgiyi de askerce düşünüyordu. Bu sevgi bir savaştı. Savaş olduğu için de kıyasıya bir uğraşma, karşı taraf ne kadar kuvvetli olursa olsun sonuna kadar bir didişme gerekti. Sevdiğini söylemek teslim olmak demekti. Hiç insan son kozlarını oynamadan yenilmeyi kabul eder, teslim olur mu? Gönül, kader adında Bir tuzağa atılmış. Gönül birçok duygudan Ve oddan yaratılmış. Yasa neymiş, anlamaz; Tasa çeker, inlemez, Gönül ferman dinlemez, Çünkü aşka satılmış. Gönül için acı ne? Her söz gider gücüne. Gönüllerin içine Biraz ağu katılmış...
Reklam