Faatihce

Faatihce
@Tutunamayan1
Ankara
461 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·1025 syf.··
Beğendi
·
2023 24. kitabı
Tolstoy, 82 yaşında bütün servetini köylülere dağıtarak evini terk etti. Tren garında zatürreden öldüğünde, yanına aldığı tek bir eşya olduğunu gördüler. Bu eşya ise hayatı boyunca kıyaslandığı, Dostoyevski'nin ''Karamazov Kardeşler'' romanıydı. Bu eser, Dostoyevski'nin son eseri olmasıyla ayrı bir öneme sahip. Yazarın; en olgun, karakterlerinin psikolojisine derinlemesine indiği, baba-oğul ilişkisini işleyip bir nevi kendisiyle hesaplaştığı, insanın en karanlık noktalarında ustaca dolaştığı bir başyapıt. Freud, Oedipus Kompleksi kuramının temellerini de bu eserle atmıştır. Kitap: Üç kardeşin, sarhoş ve geçimsiz bir babayla olan hesaplaşmalarını ele alıyor. Bu üç kardeşlerin en büyüğü Dmitri, babasının ilk eşinden dünyaya gelmiş, annesini çok küçük yaşta kaybetmiş birisidir. Babasına en çok benzeyen ama onunla da hiç anlaşamayan, duygusal bir karakterdir. Ortanca çocuk İvan, ailenin entelektüelidir. Dinine bağlı olmayan, bilime inanan birisidir. En küçük çocuk ise Alyoşa'dır. Ailenin en masum karakteridir. Temel ahlaki değerlerine bağlı, kendini dine vermiş, Manastır'a kapanıp eğitim almıştır. ''Alyoşa'' ismi Dostoyevski'nin romanlarında sıklıkla kullandığı bir isimdir. Bunun nedeni ise yazarın Alyoşa isimli çocuğunun çok erken yaşlarda ölmesi yazarı derinden etkilemiştir. Bu üç kardeşe baktığımız zaman hepsinin bir simgeyi temsil ettiğini görürüz: Dmitri: Beden İvan: Akıl Alyoşa: Ruh Bu simgeler üzerinden yazar olayları işler. Dmitri, bedensel zevklere düşkün duygularını kontrol edemeyen biridir. İvan, her şeye akıl süzgeciyle yaklaşır. Alyoşa, insanın iman duygusuyla ve sevgiyle hayata bakması gerektiğine inanır. Bir yanda ateistin beyni diğer yanda dindarın kalbi çatışması hakimdir. Bu kardeşlerin, Dostoyevski'nin de babasına benzer olan Fyodor Pavloviç
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·192 syf.··
2023 13. kitabı
“Gerçek rahatsız ettiğinde yalan üstüne yalan söyleriz, ta ki yalanın orada olduğunu hatırlamayıncaya kadar.” ÇERNOBİL (2019) Gerçekler bizim lehimize göre değilse ilk başta görmezden geliriz. Kendimizi yalanlarla avutma çabasına gireriz. Fakat bir süre sonra gerçekler sizi rahatsız etmeye başlar. Peki ya görmezden geldiğiniz gerçekleri anlamak için artık çok geç olmuşsa? Bu pahalı bir bedel değil midir? Kitap, tarihi bir sorgulama niteliğindedir. ''Uzun yıllar üstünlüğü elinde tutan Doğu, neden bir süre sonra Batı'nın gerisinde kalmıştır?'' Ana fikri üzerinde durur. Bazı yerlerde konunun dışına çıkıldığı görülsede kitabı başarılı buldum. Özellikle anlatımı bir tarih kitabına göre oldukça akıcıydı. Kitabın girişinde başlığa atıf yapılarak Müslümanların yükselişine değinmiş, özellikle 17-18. yüzyıllarda başlayan gerilemesinin nedenine yüzeysel şekilde bahsedilmiş. Batı, ticaret ve savaşlarla Doğu'yu tanıma çabasında olsa da Doğu, üstün olduğunu bildiği için Batı'yı küçümseyip araştırma yoluna gitmemiştir. Hatta bu üstünlüğün elden gitmeye başladığını söyleyen bazı kişileri dinlememiş, bunun gerçekleşme ihtimalini görmezden gelmiştir. Fakat gerçekle geç de olsa yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu gerilemenin sebepleri ilk başta özellikle Fatih ve Kanuni dönemindeki poltikalardan uzaklaşılmasına bağlanmıştır ve o zamanki yöntemlere dönülmeye çalışılsa da bir sonuç elde edilememiştir. İlk olarak gerilemenin nedenleri askeri alanda aranmış böylelikle Batı'dan çeşitli uzmanlar getirilerek sorun çözülmeye çalışılmıştır. Fakat bu uygulamalar kısa süreli başarı sağlasa da uzun süreye yayılmamıştır. Çünkü yenilikler taklitten öteye gitmemiş, sorunların köküne inilmemiştir. Batı, ise sorunlarının çoğunu halledip bilgi seviyesinde kalmayıp bu bilgileri geliştirme yoluna
Hata Neredeydi?Bernard Lewis · Kronik Kitap · 20202,203 okunma
10/10
·1026 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
‘’Dünya değişiyor. Bunu suda hissediyorum. Toprakta hissediyorum. Kokusunu alıyorum. Eskilerden pek bir şey kalmadı zira hatırlayanlardan yaşayan yok artık.” ‘’Yüzük Kardeşliği’’ filmi Galadriel’in üstte belirttiğim bu repliğiyle başlıyor. Her söylenen laftan sonra o lafın elfçesi arkada yankılanır ve ilk andan itibaren sözlerdeki büyüleyiciliğe kapılırsınız. Bunun en büyük payı Tolkien’nin olsa da kitabı okurken Peter Jackson’un da ne kadar büyük bir iş başardığını görmüş oluyoruz. Tolkien’in yarattığı dünyayı ne kadar iyi bildiğini işini nasıl önemsediğini hissediyorsunuz. Uyarlama senaryo olarak mükemmel bir iş başarmış gerçekten. Son film uyarlamasının 11 dalda Oscar ödülü alan tarihteki üç filmden biri olduğu düşünüldüğünde de hakkı fazlasıyla verilmiş bir yönetmen olarak sinema tarihine geçmiştir. Her şey güç yüzüklerinin yapılmasıyla başladı. Üç yüzük, varlıkların en zarifi olan elflere, yedisi mahir madenci olan cücelere ve dokuz yüzük varlıklar arasında güce en düşkün olan insan ırkına verilmişti. Fakat hepsi kandırıldı. Gizlice dövmüştü Karanlıklar Efendisi Sauron, hükmeden yüzüğü, diğerlerine hükmedebilmek için…’’ Genel olarak kitap iki ana konuya odaklanıyor. Birincisi yüzük taşıyıcısı Frodo’nun Mordor’a yolculuğu, ikincisi ise elflerin Orta Dünya’daki gücünün zayıflaması ve insanların yükselişiyle Gondor’un varisi Aragorn’un tahta geçişi. Tolkien’in bizlere en çok sezdirdiği bir başka durum ise Sanayi Devrimi’yle beraber doğanın çölleştirilmesi ve insani duyguların ortadan kalkması gibi konular oluyor. Tolkien, çocuklarına yatmadan önce masallar uydururken Hobbit diye bir varlık ortaya çıkarmıştır. Ardından bu anlattığı masalı kitaplaştırmış ‘’Hobbit’’ ismiyle yayınlamıştır. Bu kitap çok sevilince yayıncı bunun devamı için ısrar etmiş. Tolkien bunun
Fantastik Edebiyat
Yüzüklerin Efendisi (Tek Cilt)J. R. R. Tolkien · Metis Yayınları · 20166,3bin okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
'Yazmak, bugüne kadar yaptığım şeyler içerisinde bana hiç acı çektirmeyen tek şeydi.' (J.R.R. Tolkien) 'Topraktaki oyukta bir Hobbit yaşardı.' Tolkien'le çoğu kişi gibi kitaplarından önce, Peter Jackson imzalı filmiyle tanıştım. İlk izlediğim anı dün gibi hatırlarım ve duygu bombardımanı yaşarken hiç unutamadığım hisler şaşkınlığım ve heyecanımdı. Tam anlamıyla büyülenmiştim. Yaşım ilerledikçe ve fırsatım oldukça 'Orta Dünya' hakkında araştırmalarım oldu. Araştırmalarım derinleştikçe bu dünyanın filmde gördüğüm olaylardan, daha derin bir okyanus olduğunu gördüm. Filmlerinden sonra artık geç de olsa beni büyüleyen yazarın kitaplarına başlamam gerektiğine karar verdim. Bu kararımın ilk adımı ise 'Hobbit' adlı kitabı oldu. Hobbit, aslında bir çocuk masalı olarak tasarlanmış. Tolkien, bir röportajında bu durumdan şöyle bahseder: 'Sıcak bir yaz günüydü. Önümde devasa sınav kağıtları vardı. Yaz aylarında sınav kağıdı okumak bana işkence gibi geliyordu. Hatta boş kağıt veren öğrencilerime, beni okuma zahmetinden kurtardıkları için tam puan vermeyi bile düşündüm. Nedendir bilinmez pipomu yakmış düşünürken bir tane boş kağıda 'Oyukta bir Hobbit yaşardı.' yazdım. Hobbitler çocuklarıma uyuyacakları zaman anlattığım ve o an uydurduğum bir masaldan ibaretti.' Evet, her şey böyle başlamıştı. Hobbit kavramı aslında Tolkien'in çocuklarını eğlendirmek için uydurduğu bir masaldan ibaretti. Bunu yazıya geçirerek bizleri de bu masala ortak etti. Okuması oldukça kolay bir eser çünkü yazarın dili özellikle betimlemeleri üst düzey, kitabı okudukça her sahne kafanızda zevkli bir şekilde canlanıyor. Bunda filmin etkisi de var tabi ki. Bu kitap Yüzüklerin Efendisi için bir giriş vesilesi olarak görülür. Bu macerada Gandalf, Smeagol, Bilbo, Elrond gibi Yüzüklerin Efendisi'nde büyük rol
HobbitJ. R. R. Tolkien · İthaki Yayınları · 202317,2bin okunma
10/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2022 23. kitabı
'Bir memleket gibidir gemi. Her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır. Kaidelere uyulmalıdır; kanunlara, nizamlara. (Gemide 1998)' 'Amat' İbranicede gerçek anlamındadır. 'A' harfi olmadığı zaman 'Mat' ölüm demektir. Yazarın, okuduğum diğer eserleri gibi etkisinden çıkamadığım bir kitaptı. İhsan Oktay Anar'ın beni şaşırtan en önemli özelliği: Yazdığı kitapların hakkını vererek konuyla ilgili en ince ayrıntısına kadar araştırma yapıp yazması oluyor. 'Suskunlar' romanında Osmanlı tasavvuf ve musikisi hakkında oldukça geniş bilgiler edinirken 'Amat'ta denizcilik üzerine inanılmaz geniş terimlere sahip cümlelere şahit oldum. Bu bizlere yazarın işini ne kadar ciddiye aldığının gösterisidir. Kitapta oldukça simgesel bir anlatım hakim: Nuh peygamberi ve olayını hepimiz biliriz. Tufandan önce Hz. Nuh her varlıktan çifter şekilde gemiye alıp yaşamın devamını sağlar. Amat'ta gemiyi yapan Nuh isminde bir marangoz ama gemiye binenler iyi insanlardan ziyade hepsi zamanında büyük günahlar işlemiş kişilerden oluşuyor. Romanın en etkili şahıslarından biri olan Süleyman Reis de rüzgar bilgisi ve ölümsüzlüğü aramasıyla bize, Hz. Süleyman'ın rüzgarlara emir vermesi ve çok uzun bir yaşam sürmesini anımsatıyor. Boruya üfleme görevi, Eşek İsrafil isimli bir gence verilmesi İsrafil meleğine bir gönderme. Geminin katmanları ise, mürettabatı günahlarına göre sınıflandırıldığı için Dante'nin 'İlahi Komedya'sına bir gönderme olarak karşımıza çıkar. Konusu, göndermeleri, dil ve anlatımı kısacası her şeyiyle okuması oldukça keyifli bir eserdi. İhsan Oktay Anar kalitesi der susarım.
Edebiyat
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma