"Ben Lotte'nin gözlerini arıyorum; ah, o kâh birine kâh öbürüne bakıyor! Ama bana sıra gelince! Bana! Bana! Tamamıyla ona odaklanmış halde orada öyle dururken, beni görmüyor bile! - Kalbim ona bin kez adieu diyor! Oysa o beni görmüyor! Fayton hareket edip giderken, gözlerim doluyor. Arkasından bakıyorum ve Lotte’nin arabanın kapısından dışarıya çıkan şapkasını görüyorum, bakmak için arkaya dönüyor, oh, yoksa bana mı? – Dostum! Bu çelişki içinde gidip geliyorum; benim avuntum da bu: Belki de bana bakmıştır! Belki! İyi geceler! Ah, nasıl da bir çocuğum ben!"