Hayatımızın hikayesini yazarken kalemi kendi elimizde tuttuğumuzdan emin olalım. Sadece kalemi tuttuğumuzdan değil senaryoyu da kendimiz yazdığımızdan emin olalım
Bilinçaltı duyulmak için ısrar eder, tekrarlar ve bir bakıma kapıyı kırar. Onu duymanın ve odaya davet etmenin tek yolu, ona bir şeyler dayatmayı bırakmak ve bunun yerine her yerde, sözde, ifade biçimlerinde, rüyalarda ve bedende, söylenmemiş olanı dinlemektir.
Müslüman olarak bizleri zaman zaman sıkıntıya sokan, terleten, sinirli ve cedelci kılan husus; kendimizin haklılığını, inancımızın isabetli olduğunu ispat etme, tuttuğumuz safın başkalarınca da seçilmeye ne ölçüde değer olduğunu gösterme telaşıdır. (...) İnancımızın isabetli oluşu kendi durumumuzla mutabakat sağlasaydı, eylemlerimiz hiçbir gösterişli tavır gerektirmeyecekti. (...) Kişi tuttuğu safı başkasına özendirirken, biraz da kendi doğruluğunu yeni bir somut örnekte yaşamak isteğindedir
Eğer hiç gurur sahibi olmasaydık başkalarının gururundan da şikayetçi olmazdık. Çoğu zaman başkalarının beğenmediğiniz tavırları bizim beğenilmeyecek tavırlarımıza denk düştüğü için rahatsızlık duyarız. Çocuklar ve ebeveyn arasındaki eleştiriler her iki tarafında kendi hakkındaki tasavvurunun yansımasını diğerinde gördüğündendir... Başkalarında gördüğümüz eksiklikler çoğu zaman kendi eksikliklerimizdir.