Günümüzde hâlâ etkisini sürdüren bir deha fetişizmi var ve bu hal insana bakışımızı da oldukça olumsuz yönde etkiliyor. Çocuklara gerekli gereksiz uyguladığımız zekâ testleri, üstün yetenekli çocuklara ne yapmamız gerektiğine dair sonu gelmez plan ve programlar, dâhî adını taktığımız insanların işlerinden övgüyle bahsetme alışkanlığı günümüzün anne babaları ve eğitimcilerinin zihinlerinde insan yeteneklerinin özüne dair ciddi bir yanlış anlamayı da beraberinde getiriyor. Bir kere, bir grup insanı üstün yetenekli yahut "dâhî" olarak teşhis ettiğimizde, toplumun geri kalanının "sıradan yetenekli" veya "yeteneksiz" olduğunu da zımnen kabul etmiş oluyoruz. Elbette bilinç düzeyinde kimse böyle bir şeyi kabul etmiyor. Ama bilinç dışı eylem düzeyinde, üstün yetenekli diye etiketlediğimiz çocuklar için yapacağımız her hamle, diğerlerine yapacağımız yatırımdan daha önemli görünüyor.
Eğer halka güvenmeyip de diğer ülkelerde olduğu gibi biletçi veya kontrolcü kullanmak isterseniz kontrolcüleri de kontrol etmek gerekir. Biz kontrolcüye değil halkımıza inanırız, insana inanırız
Hem çok başarılı, hem de çok huzurlu bir hayat istemek; (emeklilik günlerini saymazsak) çatışan iki taleptir. Başarı hareket, huzur ise hareketsizlik isteme eğilimindedir.