İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar. Yine her adımda mezara biraz daha yaklaşır. Nitekim her nefesini yaşamını uzatmak için alır. Yine de her nefeste yaşamından bir nefeslik zaman azalır.
dışarıda bir hiçlik, hafif bir ölüm soluk alıyor, insan hayıflanarak, yepyeni bir tazelikle uyanıyor bundan ve ruhun kumaşı hiçliğin içinde unutuşun ellerine bırakıyor kendini.
Hepimiz isimsiz, birbirimize uzak yaşıyoruz; başka kılıklar altında birer yabancı olarak acı çekiyoruz. Ne var ki bazıları bir varlıkla kendisi arasındaki bu mesafenin hiç farkına varmaz; kimileri mesafeyi ancak korkulu, acılı anlarda, sınırsız bir şimşekin aydınlığında görür; kimileri içinse ömürleri boyunca değişmeyecek ısdıraplı, gündelik bir şeydir bu.