Çürümüş ve Vesveseli Gölgeler adlı şiir kitaplarının yazarı.
Tarih, mitoloji, gizem, metafizik, psikanaliz, uzay bilim, müze ve ören yerleri, gelenekler, kültürler, seyahat, başta şiir ve öykü olmak üzere edebiyat sever biri.
Güzellik kibre kapı aralar, kibirse en büyük günahlara.
İnsanın mükemmel dış görünüşüne kendini kaptırırken kişiliği ve ruhu yok saymak.
Yüzeysellik, sığlık, kofluk ve o bitmeyen boşluk, buna eklemlenen doyumsuzluk ve ah işte o benmerkezcilik hatta megalomanlık...
Sanat sanat içindir ve en güzel sanat kusursuz tipteki insandır diyen karakter, zenginliğinin içinde bir kişilik ve ruh fakirliğine doğru ilerler. İçi çürüdükçe kötülüğün karanlığına çekilir ve yutulur. Kendinin doymayan ve artık tat almayan şeytanına dönüşür, içi boş bir korkuluğa.
Eski bir eser olmasına rağmen bugünü de anlatıyor, bugün yazılmış gibi hissettirmesi mükemmel. Klasik eserler arasında en cesur ve akıcı olanlardan. Unutulmaz bir eser.
Şeytanın onu yoldan çıkarmak için konuşup durduğunu sanan insan aynaya baktığında kendini görüverir de yine bunu şeytan öyle gösterdi der geçer. Günahkar insan hep suçu atacak birini arar. Kolay yolu bunu şeytana yollamaktır. Şeytansa insanın kötülüğünü yüzüne çarpıp benden bir farkın yok demeye getirir. İkisi de birdir. Ortak nokta ise ikisinin de yaptıklarını bilinçli yapmasıdır.
Değersizleştirildiğimiz her bir gün rutin hayatımızın kısırdöngülerinde küçülüp un ufak oluruz. Alışkanlıklarımız, yapıp ettiklerimiz, aile, akraba ve arkadaşlar tarafından çerçevelenmiş hayatımızda fazla uzağa gidemediğimizden zaman içinde istemediğimiz, bize ait olmayan bir şeye dönüşürüz. Bu yetmezmiş gibi başkalarının bizi nasıl gördüğü ile ilgili ön yargı kalıplarıyla mücadele ederiz. Bir süre sonra pes eder ya da kabullenir, dönüştüğümüzü sandığımız halimize inanmaya başlarız. İşte yok oluş o an başlar. Kendimiz olmaktan tamamen koparız.
İlk okuduğum kitaplardan biri. Çocukken eğlenceli gelmişti. Bir çırpıda okumuştum.
Tanıdık hayatlar ve konularla bezeli, okunası, hoş bir eser. Hüzünlü ve komik olduğu kadar alaycı ve yerici.
Bu kitabı okurken tüm benliğim orada mıydı? Kitabı tamamen okudum mu yoksa başka bir yerdeki ben yarım mı bıraktı? Hiç okumamış olabilir miyim? Bir yanım beğenirken bir yanım soğuk mu buldu? İşte böylesi olasılıkları, ikilemleri sordurtan bir kitap.
Kuantumla ilgilenenler için bir başyapıt ama bu konuya uzak olanlar için öyle mi? Açıkcası ben kuantum konusuyla ilgilendiğimden ötürü dikkatimi çekti. En beğendiğim kitaplardan biri olmadı belki ama işlediği konu ve merak uyandırıcılığı marifetiyle kendini beğendirtti.