Düşünce ve sanat, boş ruh yarısının havaya çizdiği anlamsız kavisler, yani havaya savrulan sigara dumanları gibi dalda ve dolambaçlı olsa da, anlamdan yoksun görüntüler salgını değil, zaman içinde yavaş yavaş dolan ruhumdan coşarak, (ben)i, eşyayı ve tarihi Çevreleyip öbür yaratış hallerine doğru akan, dolayısıyla ruhumla onun yaratıcısı arasında bir geliş gidiş, bir akış, dinamik bir köprü olan bir edebiyat çerçevesidir. Onun içindir ki benim gözümde düşünce, bilim ve sanat, mutlak bağımsızlık, ya da sadece kendisine bağımlılık iddia edemiyeceği gibi tarihin belli zaman parçasındaki oluşmuş yapısına bağımlılıktan ibaret olan güdümlülüğü de kabul etmez.
Ekonominin bir amaç değil, bir araç olduğuna inanıyorum. İnanç, düşünce ve sanatın ekonominin değil, ekonominin, inanç ve düşüncelerin aracı ve sonucu olduğuna inanıyorum.
Üzerinde, hüzün saçan ayın donuk ışığından başka bir renk olmayan o çehrede, bütün acı ve üzüntülerin sessizlik bulduğu, bütün sevda ve emellerinin söndüğü görülüyordu.
Acaba Nil'in bu müthiş, bu öldürücü girdap ve selleri, bu zavallı Dilber'i, bu talihsiz esiri nereye götürüyor?
Özgürlüğüne!