“Cesaret nedir haberin bile yok senin ,” dedi Eyüp Baba . “ Cesaret göstermek için bir şeyin tehlikede olması lazım . Oysa ben buraya kaybedecek hiçbir şeyim olmadan geldim .”
İnsan, yoğunluğun içinde hapsedilmiş özgür bir canlı olmaktan çok, bastırılmış ve belirli kalıplar içinde şekillenen bir varlıktır. İyiye olan sadakati, çoğu zaman yalnızca “hayat çemberi”nin içinde kaldığı sürece devam eder. Ancak bu çemberin dışına çıktığında, içinde bastırdığı ilkel ve yabani yönünü açığa çıkarır. Bu durumda kötülüğe yönelişi de, aslında aynı zeminde duran iki uçtan biridir; iyi ile kötü arasındaki mesafe, sanıldığı kadar derin değil, çoğu zaman eşit uzaklıktadır. K.Ü
Dönmek ya da dönmemek… tüm mesele bu.
Karanlığın kuşağını bağladım kalbime.
Kalbim, tarifi zor bir uçurum.
Dönmek; zamanın ipliğine bağlanmış kırılgan bir umut.
Kalmak ise Saddam’ın boynundaki ip gibi kaçınılmaz. 🪢🍻K.Ü
Ar damarı çatlamış bir vuslatın eşiğinde;
aklımın dengesini soyan sinirlerim huzura bir türlü kavuşamadı.
Karanlığa hapsolmuş sefil bir Kürt romanının başkahramanı gibiyim;
her sayfada hüsran, her sayfada binbir içler acısı vukuat.