İnsan macerasının bu saatinde, artık hiç kimsenin hiçbir yere kaçamayacağını hepimiz biliyoruz. Adressiz yaşamak mümkün değil bundan böyle; her an bir yere yazılıp çiziliyor, her an bulunduğumuz yeri belgeliyor, hatta her an sokakta yürürken bile kameralar tarafından kaydediliyoruz. Kısacası, insanoğlu kendi çıkış yollarını kendi elleriyle kapatalı çok oldu.
Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde isimli yedi ciltlik serinin beşincisi olan Mahpus'tan alıntılanmış elli beş sayfalık bir bölüm.
Bir kitaptan alıntılayıp ayrı bir kitapmış gibi sunmanın ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Kitabın iç kapağında eser türü olarak "anlatı" ifadesi kullanılmış.
Kitabın baş kişisi Marcel yazar olmak istiyor. ( Olmuş da ) Yatağında uyuyan Albertin'e bakarak onunla ilgili izlenimlerini anlatır. Albertin'in söylediği yalanlar, Andree ile kendisini aldatmış olabileceği, Verdurinler'in davetinde kimlelerle buluşacağı Marcel'in kendini yiyip bitirdiği konulardır. Davranışlarının temelinin çocukluğunda olduğunu giderek beğenmediği aile büyüklerine benzediği kanısına vardır. Uzun betimlemelerden oluşan psikolojik analizlerin yer aldığı kitap tam bir edebiyat ziyafeti oluşturuyor.
Kayıp Zamanın İzinde serisini Yapı Kredi Yayınlarından Roza Hakmen'in çevirisinden okumuş, çeviriyi çok beğenmiştim. Bu kısa kitap Can yayınlarından çıkmış. Çevirmeni Ebru Erbaş'ı daha başarılı buldum.
KıskançlıkMarcel Proust · Can Yayınları · 20202,659 okunma