Zübeyde Andıç'ın ilk öykü kitabı "Kuşlar, Pıtraklar ve Tıraş Sandığı" kitabı on altı öyküden oluşuyor. Arka kapakta yazısı olan Arif Ay'a ait epigrafla başlıyor kitap:
"ateşten mi geçiyorum
ateşi mi gezdiriyorum yollarda
dağılmış kanatlar gibiyim
rüzgârını beklediğim anlar
kuşlar uçar uçar da akşamına"
Günlük hayatta karşımıza çıkan sıradan olaylar. Bazı öykülerde olay hiç yok diyebiliriz. Anlatı türünde yazılmış desek daha doğru. İçinde olayın belirgin olduğu öykülerde bakıma muhtaç yakını olmanın verdiği ıstırap ön plana çıkmış. Bazı öykülerde de toplumdaki ekonomik dengesizlik sezdirilmiş. Kahraman anlatıcılar erkek ve kadın eşit dağılmış. Yazar, hayata erkeklerin gözünden de başarılı bir şekilde bakabiliyor. "Ben derdimi söyleyemem" öyküsünde görüyoruz. Bunu, gözlem gücünden aldığını düşünüyorum. Bu gözlem gücü öykülerde ayrıntıları yakalamasını da sağlamış. Kitabın son öyküsü "Acıdan Kalma Uyuşukluk Üzerine Edilebilecek Lafların Toplamı"nda "Söylemeseydim deli olacaktım" cümlesiyle Sait Faik Abasıyanık'a selam yollamış.
Öykülerin dili ilmek ilmek çalışılmış. Orijinal benzetmeler, şiirsel bir dil bizi karşılıyor. Orijinal benzetmeye örnek olarak Kuşlar, Pıtraklar ve Tıraş Sandığı öyküsünden "Ütüsüz bir gömlek gibi önüme serilmiş yüzünde" ifadesini verebiliriz.
Mahmut'un deniz tutkusunu ele alan bir roman. Çocukluğundan itibaren babasının ikazlarına rağmen denizci olma tutkusuyla yanıp tutuşuyor Mahmut.
Kitabın başlarında karakterimiz çocukluk yıllarını anlatır. Yaşadığı yerdeki bazı kişilerin hazin öyküleri sıralanır. Trablusgarp savaşı yıllarında insanların ne kadar yoksulluk çektiğini görüyoruz. Kitap ilerledikçe çevre ve farklı karakterlerin anlatımından çıkıp sadece kendi duygu ve düşüncelerini anlatan bir karakter buluyoruz.
Erkek Fatma'ya karşı duyduğu aşk ve sonrasında acıma duygusu düşündüren bir durum olmuş.
Toprak ağası olmasına rağmen deniz tutkusunu bir türlü yenemeyen Mahmut üzerinden toplumsal konulara da değinilmiş.
Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere deniz terimleri bolca kullanılmış. Hatta bazı yerlerde denizin dışındaki nesneler için de deniz terimleri kullanılmış. Benzetmelerin de bol olduğu eserde sanatsal dil göze çarpıyor.