Eylem Ata'yı Trabzon Uluslararası Sanat Etkinlikleri'nde tanıdım. Bir yazarı tanımak için varsa ödül almış eserini tercih ederim. Bu düşünceyle 6. Altıncı Antalya Edebiyat Günlerinde Yılın En İyi Öykü Kitabı Ödülü'ne layık görülen Uzak Değil kitabını tercih ettim.
Uzak Değil on üç kısa öyküden oluşuyor: İncirin İnancı, Hayali Kırıntılar, Yeni Bağlar, Kalıntılar, İki Katlı, Kaçak Elektrik, Fent, Rüzgâr Eserse, İyi Bir Çift, Sayaç, Viyan, Yavrular, Uğurlama.
Öykülerde ağır basan konu erke karşı isyan. Bu erkin daha çok devlet olduğunu görüyoruz. Devlet baskısı, şehir kuşatmaları, çukurlar ve gençliğin mücadeleleri. Kürt olmanın sosyal problemleri öykülerin içine değiştirilmiş. Hurafeler de bazı öykülerde karşımıza çıkıyor. Sayaç adlı öyküde sosyal problemlere geniş çerçeveden bakılmış. Herkesin bir sayacı var.
Öykülerde kişiler ötekileştirilimiş karakterlerden oluşuyor. Anlatıcı çeşitliliği de dikkat çekmiş.
Şehir olarak genellikle Diyarbakır karşımıza çıkıyor. Ruhsal olarak hapsedilmiş karakterler mekân olarak da kapalı bir yerlere sıkışmış durumdalar.
Edebi dili yakalayan yazarın akıcı bir anlatımı var.
Uzak DeğilEylem Ata Güleç · Yapı Kredi Yayınları · 2021169 okunma
Üç yüz elli civarı bir şahıs kadrosu yer alıyor. Bazı karakterler birden fazla yerde ismi geçerken bazıları bir olayla ilişkilendiriliyor. Tüm karakterler birbirleriyle ilintili. Karakterler sadece isimleriyle değil aynı zamanda sıfatlarıyla anılıyor. En meşhur sıfatlandırma tavşan dudaklı jenekolog Ayşe Nuran Serbest. Karakterlerin isimleri ilk olarak anılırken koyu yazılmış.
Mekânın merkezi Samsun Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi. Kitap, akademisyen Ülkü Birinci'nin konuşmasıyla başlar. Hastane ile ilişkili kim varsa, onlarla ilişkili kim varsa her karakterin kendine ait bir hikâyesi anlatılır. Hikâyeler, Müge Anlı'nın programını aratmaz. Farkı buradaki karakterler toplumun her kesiminden oluşudur. Özellikle ekonomik olarak üst tabaka insanlar. İstanbul, Trabzon, Isparta, Konya, Kıbrıs, İzmir, Ankara, Erzurum başlıca mekânlar.
Roman zamanı 208 yılıdır. Ülkü Birinci'nin konuşması kadar bir zaman diliminde olaylar anlatılır. Hastanenin ilk yapılmaya başlandığı 1898 yılına kadar gidilir. Bir ara yapımına ara verilen hastane 1908'de tekrar inşaatına başlanır. Bu üç zaman dilimi köşe taşlarını oluşturur. 1915 Ermeni tehciri, 6-7 Eylül olayları değinilen dönemlerden önemlileridir.
Denize sırtını dönmesiyle meşhur hastane aslında genel bir hastane olarak başlanmış sonradan akıl ve ruh sağlığı hastenesi olmuştur. Bürokratlarından müdürlerine, işçisinden emeklisine, dürüstünden delisine ülke gerçeklerinin anlatıldığı roman olmuş.
Eserin diline bakacak olursak Ayfer Tunç küfrü bile edebî ifade eder diye özetleyebilirim. Karakterlerin konuşmasında kendi üsluplarınca lafı gediğine oturtuverir. Kitapta aforizma hiç yok diyebiliriz.
Konudan konuya, karakterden karaktere atlayan ancak aynı geniş de olsa aynı çerçeve içinde dolanan hikâyeler zinciri oluşmuş.
Herkesin