Umay Akbulut

Umay Akbulut
@UmayAkbulut26
Alman Dili ve Edebiyatı Halkla ilişkiler ve Reklamcılık
Erzurum
14 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
İnsanları bir araya getiren iki şey vardır: tutku ve korku. Bir toplumu bir arada tutan bunlardır. Ortaçağ Avrupası toplumlarının mitolojik temelini ele alalım: Cennetten Düşüş miti, Haç Üzerinde Kefaret ve kefaret ile insanlığın kurtuluşunu bahşeden tek kanal olarak kilise. Hepjmiz ilk günahla doğduğunve ruhlarımızdaki bu lekeden arınmanın tek yolunun da dünyayı yaratan Tanrı'nın tecessümü olan İsa'nın kurduğu iddia edilen kilisenin kutsal törenleri aracılığıyla mümkün olduğu fikri üzerine kurulu koca bir toplum var karşınızda. Bütün amacı her bir ruhu Aden Bahçesindeki korkunç itaatsizlik hatasının lekesinden arındırmak olan muazzam bir kültür bu. Görünüşe göre bütün bu fikirleri birbirine bağlayan ilk kişi Aziz Pavlus'tu Ortaçağ toplumunun bütün yapısı tutku ve korku mitleri üzerine kuruluydu. Ortaçağa açıklık getirmenin tek yolu da bu mitlerden geçer. Ekonomik değerler gibi şeyler söz konusuydu olmasına ama Chartres Katedrali'nin inşasında bunların bir payı yoktu. Henry Adams , Mont Saint-Michel and Chartres adlı kitabında bundan bahseder. Avrupa'nın büyük katedrallerinin hepsi 1150 ile 1250 arasındaki o çılgın yüzyılda inşa edildi. O zamanlar insanlar bırakın arabayı, iki inek alacak paraları yoktu. Ne uğruna yaşıyordu bu insanlar?
Sayfa 126 - Doğan yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz Meşrutiyet Türkiye'sini yakından tanımış olanlardanız. Yabancı, egemenimiz; Hristiyan ve Yahudi azınlık, efendimizdi. Biz Türkler hepsinin aylıklı bekçileri,nöbetçileri ve "muamelat" memurlarıydık. 1913'te Rus gemisinde yakalanan bir katil elçilik kavası bizden ister, biz de onu geri vermek zorunda kalırız diye sadrazam ve dahiliye nazırı bir iş uydurup Edirne'ye gittikleri zaman yanlarındaydım. Katili o gede hapiste boğdurmuşlardı. Fakat hükümet de büyükelçinin baskısı ile polis müdürünü yerinden attıktan başka bir daha hiçbir devlet hizmetinde kullanmayacağına da söz vermişti. Çarşı pazar, banka şirket, atölye veya fabrika, ithal ve ihraç ticareti, şehir suları, ışıkları ve taşıtları, deniz ve karayolları, hepsi, hepsi yabancı Hristiyan azınlıkların elindeydi. Beyoğlu'nda bir Avrupa şehri sokağında gibi dolaşırdık. Dükkânlardan itibar görmek için Türkçe konuşmamak lazımdı. Kulüplerin dilleri Fransızca veya İngilizceydi. Bütün bunları Türk gençliğine meşrutiyet ve cumhuriyet Türkiye'leri arasındaki baş döndürücü farkı göstermek için yazıyorum.
Sayfa 127 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Batılı tefekkür adamı, bir milletin medeniyetini ölçmek istiyormusunuz, kadına nasıl muamele ettiğinize bakınız, der.
Tanrı'nın gururunu her şeyin üstünde tut ve başkalarının gururunu da kendi gururunmuş gibi sev. Aslanların gururu: Onları hayvanat bahçelerine hapsetmeyin. Köpeklerinizin gururu: Onları besleyip şişmanlatmayın. Sizinle aynı düşünen insanların gururunu sevin ve kendilerine acımalarına fırsat tanımlayın. Yendiğiniz ulusların gururunu da sevin ve onların da ana babalarını anmalarına izin verin.
Sayfa 289·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Ölü insanlar, bir kötü insana baktığın zaman pislikten başka bir şey görmezsin. Onlar öteki insanlara baktığı zaman kötüden başka bir şey görmezler. Ağaca baktıkları zaman kereste ve çıkardan başka bir şey görmezler; hiçbir zaman güzellik görmezler. İşte onlar yürüyen ölü insanlardır.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı