Değeri ya da değersizliği, başkalarının gözünde nasıl göründüğüne dayanan bir varoluş da sefil bir varoluş olurdu; ama böyle bir varoluşun değeri üne, yani başkalarının alkışına dayalı olsaydı, bu bir kahramanın ya da dâhinin varoluşu olurdu. Her varlık, daha çok kendi kendisi yüzünden, bu yüzdende öncelikle kendinde ve kendisi için yaşar ve varolur. Bir kimsenin ne olduğu, hangi biçimde olursa olsun her şeyden önce ve esas olarak kendisi içindir; ve burada fazla değer yoksa, genel olarak da onun değeri çok değildir. Buna karşılık, onun başkalarının kafasındaki imgesi ikincil, türetilmiş ve rastlantıya bağlı bir imgedir ve ancak çok dolaylı yoldan, birinciyle ilişkilidir. Üstelik kitlenin kafası, hakiki mutluluğun yer bulamayacağı denli sefil bir sahnedir. Orada daha çok hayaletimsi bir mutluluk yer alabilir.