Öyle eşsiz bir gündü ki, yalnızca gözlerinizi kısarak dünyaya bakmak bile sizi heyecanlandırmaya, mutlu etmeye, nedensiz bir biçimde varoluşunuzdan keyif duymaya ikna edebilirdi.
İnsanın böyle durup hiçbir şey yapmadan etrafına bakıp herşeyi unutması mümkündü.
Ben de öyle yaptım.
Öylece durup baktım, dalgın, martıların çığlıkları, kentin sesleri, köpekler, hepsi uzaklardan gelen geçmişin sesleri gi biydi.
Sanki yapbozun eksik parçasını birisi yerine koyuvermişti. Kendimi hem neşeli ve çocuk hem de hüzünlü ve yaşlı hissediyordum.
Defalarca başa dönüp yeniden izlemek isteyeceğiniz çok güzel bir filmin başlangıcı gibiydi.
Eğer o yaz sabahına, o karşılaşma an'ına bir isim vermem gerekirse, olsa olsa, "mutluluk" diyebilirim.