Umut Yalçın

Umut Yalçın
@Umutyalcin
Bir dâvası olmalı insanın…
Polis
Konya
Van, 5 Haziran 1997
265 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Gülün Adı
7/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
90 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 11:25
Uzun bir aradan sonra yine bir kitap değerlendirmesi ile buradayım. Hemen kitaba geçelim, Roman, 1327 yılında Kuzey İtalya’daki Benedikten diye bir manastırında geçer. Yaşlı bir rahip olan Adso, gençliğinde hocası William of Baskerville ile birlikte tanık olduğu gizemli cinayetleri anlatmaktadır. Kitap, her ne kadar ortaçağ polisiye romanı gibi görünsede aslında geniş çaplı bir felsefe, tarih ve düşünce romanıdır. Kitap üzerine biraz düşünecek olursak aslında Umberto Eco nun yapmaya çalıştığı şey kısaca şudur; *Polisiye kurgu ile biz okurları kitabın içine çekiyor. *Ortaçağ tarihi ile eğitiyor. *Felsefe ile düşündürüyor. *En sonunda ise kesin cevaplar vermeden biz okurları kitapla başbaşa bırakıyor. Kitabın kısa özeti yukarıda yazıldığı gibidir. Bilindiği gibi kitapta manastır içerisinde gizemli bir kütüphane vardır ve herkes buraya giremez, aslında kilise otoritesi bilginin yanlış ellere geçmesinden korkar, en sonunda ise manastırdaki kütüphane yanar. Burada Umberto Eco nun bize vermek istediği bir diğer mesaj ise şudur “ Bilgi mutlak değildir ve korunacağına dair hiç bir garanti yoktur. “ Kitap gerçekten çok yoğun bir kitap, ben okurken ara ara çok sıkıldım, bazı yerleri anlamada zorlandım. Ama başladığım bir kitabı yarım bırakmak hiç bir zaman huyum değildir. Biraz uzun sürdü ama sonunda bitirdim. Kitabı tavsiye edermiyim, ederim. Ancak okuyacak olanlar sadece bir roman olarak okumamamalılar. Düşünmeyi sevmeyen okumasın. Çok fazla anlatmaya gerek yok, okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2021 18:41
Edebiyat alanında yazmış olduğu romanlarla Nobel ödülüne layık görülen yazarımız, Orhan Pamuk'un bu okuduğum ilk kitabı. Kitap geçerken oldukça iyi. Üniversite okurken bir hocamın bu kitaptan biraz bahsetmesi üzerine bu kitabı okuma fikri bende tecelli etti. Kar,  Orhan Pamuk'un siyasi anlamda yazdığı ilk ve son romanıdır. Yazar kitabın sonsözünde de söylediği gibi siyasetin ve hayatın tuhaflığını gösteren, yazıldığı dönem itibari ile yoğun bir eleştiriye maruz kalan, hatta mahkemelik olan bir eser. Kitap, çok derin bir roman. Yaklaşık olarak 450 sayfaya yakın ancak bütün yaşanıp bitenler sadece 3 gün sürmüş. 3 günü 450 sayfaya sığdırmak tabiri caizse her baba yiğidin harcı değildir. Burada yazarı tebrik etmemek, kalemine zeval gelmesin dememek elde değil. Aslında bu durum belkide yazarın neden Nobel ödülüne layık görüldüğünün sadece bir nedenidir. Kitabı biraz anlatmak gerekirse; 12 sene boyunca Almanyanın Frankfurt şehrinde sürgün hayatı yaşayan KA'nın ( Kerim Alakuşoğlu) İstanbula gelmesiyle başlar.  Akabinde kahramanımız Kars' daki kızların bir çoğunun intihar ettiğini ve Kars'ta yaklaşmakta olan belediye başkanlığı seçimlerini haber alır. Bu konu hakkında gazeteci kimliğini kullanarak bir yazı yazmak için Kars'a gelen kahramanımız KA, üniversiteden arkadaşı İpek'i görür ve ona karşı hala duygular hissettiğini hiç unutmaz. Kar' ın yağmasından dolayı yollar kapanır, Kahramanımız KA istesede geri dönemez ve bilâhare olaylar vuku bulmaya başlar... Kar adlı kitap 90 lı yıllarda Türkiyenin temel  siyasi çatışmalarını anlamamız açısından oldukça değerli bir eser ve bu anlamda kesinlikle okumamız gereken bir kitap. Kurgu olmasına rağmen, sonuç olarak sadece bir roman olmasına rağmen, anlatılan olaylar acaba gerçekten Karsta yaşandı mı ? Demekten insan alamıyor
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,8bin okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2021 22:08
Ali Fuat Başgil ve Cemil Meriç'in bu kitap hakkindaki görüşlerini okuduktan sonra bu kitabı okuma fikri bende oluştu. Kitabı kısa süre içerisinde bitirdim. Genel olarak beğendim ancak çeviriyi pek beğenmedim. Kitap genel olarak 5 bölüm şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Tabi bu bölümler kendi içerisinde bir takım alt başlıklara da ayrılmıştır. Bunları tek tek buraya yazmıcam kitapta zaten var. Jules Payot'un bize dediğine göre İrade egitimi icin 2 temel unsurla savaşmamız gerekmektedir. Bunlar: 1- Tembellik 2- Nefse düşkünlük Kitabımız genel olarak gençlere hitap etmektedir. Amaca Ulaşma noktasında neler yapılabilir, nelere dikkat edilmesi lazım, savaşılacak düşmanlar nelerdir, bunların İrade terbiyesi veya egitimi üzerindeki rolü nedir, irade eğitiminde neye dikkat etmek gerekir vs. gibi konulara açıklık getirmektedir. İrademizi  kontrol altında tutabilmek için kesinlikle okumamız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu kitap jules Payot'un yıllar süren deneyimlerinin ve gözlemlerinin bir  sonucudur. İrade eğitimi hakkında bu güne kadar oldukça az yazılıp çizilmiştir. Jules Payot bu konudaki eksikliği ciddi anlamda doldurmuştur. Kitap 208 sayfa olmasına rağmen çok dolu bir kitap, sayfa sayısı az olabilir ama içerisinde çok şey var diyebilirim. Kitap bize genel olarak: zihinsel, duygusal ve  fiziksel anlamda dürtülerimize, arzularımıza ve tembel olma egilimimize nasıl karşı koyabiliriz bunun yollarını ayrıntılı olarak misaller vererek anlatmaktadır. Bunun haricinde nerede yanlışlar yaptığımızı bize  gösteren bir kitap. Kitabın geçmiş zamanda yazılmasına rağmen okurken günümüze de nasıl ışık tuttuğunu bariz bir şekilde göreceğinize eminim. Kitapta bir çok yeri not aldım. Mümkün mertebe de bunları alıntı olarak paylaştım. Kulağımıza küpe olacak bir çok söze de
İrade TerbiyesiJules Payot · Flipper Yayıncılık · 202038,4bin okunma
8/10
·163 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 20:07
·
Kitap hakkında buraya ne yazsam eksik kalacağını biliyorum. Ancak naçizane bir kaç kelam etmek istiyorum. Kitabı yazıldığı dönem itibari ile değerlendirecek olursak oldukça başarılı bir eser meydana getirilmiş dersek yanlış olmaz. Sabahattin Ali'nin tasvirleri, betimlemeleri, oluşturduğu kurgu, olayı okurun gözünde canlandırışı, kitabın yazımında kullanılan kelimeler, dönemin ruhunu aktarışı vs. oldukça başarılı. Kitabı okudukça nedenini bilmediğimiz bir unsur bizi içerisine çekiyor ve kitabı elimizden bırakmak istemezcesine okumaya devam eden bir kişilik yaratıyor bizde. Kitabın dili oldukça güzel, buna ilaveten yazıldığı dönemin özelliklerini de taşıyor diyebiliriz. Okurken, Bazen anlamını bilmediğimiz  kelimelerle karşılaşabiliriz. Bunun içinde kitapta dipnot yolu ile bu kelimeler aydınlatılmaya çalışılmış. Burada okuyucuyu düşünmeleri benim oldukça hoşuma gitti. Sonuçta herkes o kelimelerin anlamını bilmeyebilir. Kitapta altını çizgidiğim bir çok söz oldu. Bunları mümkün mertebe paylaştım, ancak paylaştıklarım kadar paylasamadıklarım da var. Bunun dışında Kitabı okuyan herkesin kendine bir pay çıkaracağını düşünüyorum. Aynı zamanda şunu belirtmek isterim ki bu kitap beni oldukça etkileyen nadir kitaplardan biri oldu. Okudukça ileride ne olucak diye diye merak ederek okudum. Tabi anlamını bilmediğim kelimeler oldu, yukarıda yazdığım gibi bunu da  kitap bize dipnotlar yoluyla açıklıyor. Bazı durumlarda da sözlük kullandım. Hem Okudukça okuyasımızın geldiği hemde kelime hazinemizin gelişmesine katkı sağlayan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Burada Kitabın içeriği hakkında pek fazla söz söylemek istemiyorum. Kısaca hissettiklerimi aktardım. Özetle herkesin okumasını tavsiye ederim. Ulaşılması zor bir kitap değil. Telif hakları olmadığı için kitabın kendisine ve pdf
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,1bin okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2021 23:55
Sonu hazin biten kırık bir ümit. Açlığa rağmen dur demeden kat edilen mesafeler. Çarıksız, kaputsuz, yiyeceksiz bir şekilde savaşan askerler. Askerlerin tabiata karşı gösterdikleri insanüstü bir mücadelenin öyküsü. Donarak can veren vatanseverler. Yarım kalmış hikayeler... Ne desem ne yazsam bilemiyorum. Onlar üşüyünce üşüdüm, onlar ısınınca bende ısındım. Yiyecek bir şeyler bulunca ise sevindim. Bu kitabı okuduğum için cok mutluyum. Ancak askerlerimizin hazin sonu için ise üzgünüm. Vatan uğruna bunca imkansızlık içinde verilen bu insanüstü mücadele asla unutulmamalı. Zaten bizlerin bu günlere dek gelmesini sağlayan yegâne unsur geçmişte verilen bu mücadelelerdir. Bu su götürmez bir gerçektir ki bunun gibi Cansiperane müdafaalar olmasaydı bizler bu günleri göremezdik. Sarıkamışta şehit olan vatansever askerlerimizi rahmet ve minnet ile anıyorum... Bu kitap İsmail Bilgin'in okuduğum ilk kitabı değil. Daha öncede " Sultan Alp Arslan Malazgirt'te Bir Selçuklu Kartalı " isimli kitabını okumuştum. Kitabın akıcılığını, üslubunu zaten yapmış olduğum naçizane incelemem de dile getirdim. Aynı şekilde bu kitabı içinde aynı fikirdeyim. Yazarın anlatımı cok iyi, kitabı okuyunca sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Kitabın anlatımında tarihi kaynaklardan yararlanılması ve bunun dipnot olarak gerekli sayfalarda gösterilmesi kitabı daha da çekici kılmış diye düşünüyorum. Tarihi gerçekleri bu kitapta romansı bir hava içinde sıkılmadan okuyabilirsiniz. Kitabın kahramanlarından olan Faik çavuşun " Bizi unutmayacaklar " sözünü asla unutmayacağım. Bu kitabı okuyacak olanların da unutacağını sanmıyorum. Askerlerin yokluk içinde göstermiş oldukları azim, kararlılık, inanç ve vatan aşkı gibi unsurlar gerçekten takdire şayan. Bizler bazen hava soğuk olunca üşüdük, acıkınca da
Sarıkamışİsmail Bilgin · Timaş Yayınları · 20193,011 okunma