Uzun bir aradan sonra yine bir kitap değerlendirmesi ile buradayım. Hemen kitaba geçelim, Roman, 1327 yılında Kuzey İtalya’daki Benedikten diye bir manastırında geçer. Yaşlı bir rahip olan Adso, gençliğinde hocası William of Baskerville ile birlikte tanık olduğu gizemli cinayetleri anlatmaktadır. Kitap, her ne kadar ortaçağ polisiye romanı gibi görünsede aslında geniş çaplı bir felsefe, tarih ve düşünce romanıdır.
Kitap üzerine biraz düşünecek olursak aslında Umberto Eco nun yapmaya çalıştığı şey kısaca şudur;
*Polisiye kurgu ile biz okurları kitabın içine çekiyor.
*Ortaçağ tarihi ile eğitiyor.
*Felsefe ile düşündürüyor.
*En sonunda ise kesin cevaplar vermeden biz okurları kitapla başbaşa bırakıyor.
Kitabın kısa özeti yukarıda yazıldığı gibidir. Bilindiği gibi kitapta manastır içerisinde gizemli bir kütüphane vardır ve herkes buraya giremez, aslında kilise otoritesi bilginin yanlış ellere geçmesinden korkar, en sonunda ise manastırdaki kütüphane yanar. Burada Umberto Eco nun bize vermek istediği bir diğer mesaj ise şudur “ Bilgi mutlak değildir ve korunacağına dair hiç bir garanti yoktur. “
Kitap gerçekten çok yoğun bir kitap, ben okurken ara ara çok sıkıldım, bazı yerleri anlamada zorlandım. Ama başladığım bir kitabı yarım bırakmak hiç bir zaman huyum değildir. Biraz uzun sürdü ama sonunda bitirdim. Kitabı tavsiye edermiyim, ederim. Ancak okuyacak olanlar sadece bir roman olarak okumamamalılar. Düşünmeyi sevmeyen okumasın. Çok fazla anlatmaya gerek yok, okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.