Herkese merhaba, #okudumbitti
Bugün sizlere Sabahattin Ali'nin unutulmaz eseri kürk mantolu Madonna'dan bahsedeceğim. Kısa ve salt olmasını hedefledim; umarım başarabilirim.
Hepinizin Bildiği üzere Kürk Mantolu Madonna popüler kültürün en ''popüler'' kitaplarının başında gelir. Bundan dolayıdır ki kitaplarla ilgisi/alakası olmayanlar bile illa bir yerlerde adını duymuştur ya da en kuvvetle ihtimal bir süslü İnstagram gönderisinde denk gelmişlerdir. O mavimsi mi turkuaz mı tam olarak bilemediğim kapağının direk gözünüzde canlandığına eminim. Okumak gibi ''vakit kaybı'' işlerle uğraşmak yerine sadece fotoğrafını paylaşanlardan duyamayacağınız harika bir bilgi paylaşayım sizlerle; kitaptaki Madonna bizim pop kraliçemiz Madonna değil. Evet değil. Ne acı. La isla bonita baby huzur içinde, saygıyla selamlıyorum.
Kitap iki ana karakter etrafında hazin bir aşk hikayesi minvalinde şekilleniyor. Muhteşem naif -ki bunun sebebi insanlara olan güvenini yitirmiş olması- bir erkek olan Raif efendi ile bir muhteşem tablo arasında geçiyor. Tablo? nasıl yani? Yeşilçam kültürü iyi olanların aklına hemen sevmek zamanı geldi. Buna eminim. Biraz benziyor evet. Spoiler olmaması hususundan dolayı çok tüyo vermiyorum. Elbette o bir tablodan fazlası o bir güzellik, o bir saflık, o bir just like a Madonna, o bir Maria Puder. Canımız Maria müthiş bir karakter. Sabahattin Ali'ye yakışır bir iş. Ne yalan söyleyeyim popüler kültürün ekmeğine çok yağ sürmesi sebebiyle okumam çok gecikti fakat gayet sarsıcı ve vurucu bir kitaptı. Realist bireyler için çok da etkileyici olmayabilir. Fakat özellikle romantik okurlar özellikle sonlarına doğru o boğazlar düğüm düğüm olacak. Göz yaşlarınızı engelleyebilecek mukavemetiniz olursa bunu lütfen kendinize zafer sayınız. Çok kısa fakat derin manalar ile