Fyodor Dostoyevski'nin ilk aşk romanı ve yanlış hatırlamıyorsam 27 yaşında kaleme almıştır. Ben doksan dört sayfadan oluşan can yayınlarının özel serisini temin edip okudum. Şöyle ki; can yayınlarının seçmiş olduğu yirmi kitabın kapakları çağdaş fotoğrafçıların özgün yorumlarıyla hazırlanmıştır. Bu harika kapak fotoğrafı için İrem Sözen'e de buradan teşekkür etmiş olalım.
Bir parantez de Çevirmenimize açmak istiyorum. Kendisi özellikle çevirmen notları ve yazarın edindiği tarihte özel günler ve eserlerle ilgili alıntılarını tek tek açıklamıştır. Öyle ki bir sayfada metinden daha uzun aşağıda açıklama bölümleri yer alıyor. Bunu gördüğümde gerçekten çok şaşırmıştım. hikaye yirmi yedi sayfa sonra başlıyor. Bu da demek oluyor ki çevirmen buraya kadar kitaplarla ilgili notlar eklemiş. Okuma öncesi için gerçekten hazine değerinde bilgiler ve güzel tahliller. Hem kitabın hem de yazarın ön hazırlığı çok doyurucuydu. Bu vesile ile de çevirmenimiz Sabri Gürses'e teşekkürlerimizi iletelim.
Kitaba gelecek olursak dört bölüm yani dört geceden oluşan bir aşkı konu alıyor. Kitap ile ilgili sürpriz bozan birtakım şeyler okumayacaksınız içiniz rahat olabilir. Kısaca özetlemek gerekirse; kendisini ''hayalperest'' olarak tanımlayan fakat bir o kadar çekingen, kendi iç dünyasında yaşayan ''yalnız'' bir adam ile henüz genç ve başında kavak yelleri esen güzel bir kızın başından geçenleri okuyoruz. Yazım diline bakıp da bunları Dostoyevski mi yazdı? dedim defalarca. Tabi bunda genç yaşta yazmasının da büyük rolü vardır. Bana çok doyurucu ve akıcı geldi. Zaten iki günde bitirdim. Yer yer çok yoğun aşk sözcükleri okuyanı sıkabilir. Ben biraz Balzac hikayelerini anımsadım. Bana biraz da abartılı geldi. Kaldı mı artık böyle aşklar? Elbette kalmadı. Geçmişte de yaşandığını pek sanmam. Zira
Bütün bir yıl onu sevdim ve tanrı şahidimdir ki hiç, hatta düşüncede bile hiç ona sadakatsiz olmadım. O bunu hor gördü; o benimle alay etti. Tanrıya emanet olsun!