Artık bacaklarımla gurur duyuyorum, çünkü onların bir tarihi var; benim hayat hikayemde yerleri var.O çarpık bacaklar benim çöldeki binlerce mili geçmemi sağlamıştı,şimdiki dalgalı Afrikalı kadın yürüyüşüm,benim soyumun bir mirasıydı.
Henüz beş yaşında olduğumdan sadece tebessüm ettim ve hiç bir şey söylemedim. Kadın olmak hakkında ne biliyordum ki? O zamanlar farkında olmamama rağmen, Afrikalı bir kadın olmak hakkında çok şey biliyordum. Pasif, çaresiz bir çocuk gibi sessizce acı çekerek nasıl yaşanacağını biliyordum.
Ah,sen bir eteksin giyimine düşkün birinin seçeceği,
Ah,sen pahalı bir kilim gibisin onlarca paranın ödendiği,
Acaba benzerlerini bulabilecek miyim senin? Yalnızca bir kere gördüğüm sevgilim?
Bir şemsiye açılıyor, demir gibi güçlüsün;
Ah,Nairobi'nin altını gibisin, güzel bir heykel gibi,
Doğmuş güneşsin,ilk ışığının sabahın,
Acaba benzerini bulacak mıyım senin? Yalnızca bir kere gördüğüm sevgilim?
Bir düzenimiz vardı. Mutluluk için çaba sarfetmezdi insan bir düzeni varsa. İçinde yitip gittiği kederi de o kedere mahkûm ettiği başkalarını da umursamazdı, ta ki o durağanlığı da bozulana kadar.
Çıkıp gitsem, taaa uzak yerlere gitsem, kimsenin haberi olmazdı. Ama armut ağacına çıkıp bizim eve bakıyordum. Orda değilim ama ordayım. Evden kaçıp yine evi izliyorum. Buna ömrüm boyunca devam ettim.