Cooper

Cooper
@Uzayokur
Keşke'de Bir Zaman Yolcusu
Puan vermedi·192 syf.··
2026 10. kitabı
Roman, zamanında Endülüs Emevi topraklarında olan İspanya’da başlamaktadır. Endülüslü Çoban Santiago’nun “Kişisel Menkıbesi” uğruna atıldığı maceranın anlatıldığı bu kitap, okuyucularına kendi hayatlarını sorgulatmayı başarıyor. Çobanımız Santiago, kendi “Kişisel Menkıbesi” yolunda karşısına çıkan “Dünyanın en büyük yalanı ne?” ve “Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” gibi insanın kendisine sorması gereken soruları kendi içinde cevaplayıp bizlere de ön ayak oluyor.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·622 syf.··
2026 9. kitabı
Her insanın bir parçasıyla kendine yakın hissedebileceği bir karakter olarak karşımıza çıkıyor kitabın kahramanı İlya İlyiç Oblomov. Sürekli düşünen ancak bir türlü harekete geçemeyen Oblomov; her daim yeni planları olan ama iş harekete geçmeye geldiğinde rahat koltuğundan kalkamayan o karakter. Kararsızlık, şüphe, bazen korku bazen de pişmanlık tüm benliğini ele geçirmiş. İleri mi atılmalıyım yoksa olduğum yerde mi kalmalıyım? Kısacası bu konuda kafası sürekli karışık ve kararsızdır. Oblomov Oblomov için, sadece tembellik üzerine yazılmış bir roman diye geçiştirmek kesinlikle yanlış olacaktır. İvan Gonçarov İvan Gonçarov ‘un yarattığı karakterleri sade ama bir o kadar net tasvirler ile bir tiyatro sahnesinde oyuncuları izlermiş hissi uyandıracak kadar görselleştirebilmenizi sağlıyor. Köklü bir toprak sahibi ailenin mirascısı olan Oblomov, büyükşehirde okulu bitirir, küçük bir memuriyet görevi dener. Bu sırada evebeynlerini kaybetmiştir ama köyüne dönmez. Üçyüz köylüsü olan çifliğin yönetimini kahyaya bırakır ve bir daha hiç gitmez. Memuriyete de uyum sağlayamadığı için bırakır ve küçük bir ev kiralayarak yaşlı uşağı ile yaşamaya başlar. Ama giderek yaşamdan kopar, insanlardan uzaklaşır, sosyal etkinliklere katılmaz, hiçbirşey yapmaz olur. Aslında “tembel” bir insan değildir ama Oblomov giderek bilinçli bir tembellik, seçilmiş bir ataleti yaşam olarak benimser. ‘Hiçbirşey yapmadan sürekli uyumak, herşeyi ertelemek, en basit işleri bile sonraya bırakmak, yataktan kalkmaya bile üşenmek’, haline gelir Oblomov. Kahyası arada bir mektup ve biraz para gönderir, ürün az, köylü çalışmıyor, fiyatlar düştü diyerek Oblomov’u kandırmaktadır. Ama o bir türlü köye gidip işleri yoluna koymaz. Sürekli kafasında planlar yapar, her şeyi en ince ayrıntısına kadar “düşünür”.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 4. kitabı
Cezmi Ersöz’ün Şizofren Aşka Mektup adlı eseri, aklın sınırlarında dolaşan bir aşkın, duygusal ve zihinsel parçalanma hâliyle iç içe geçmiş hâlini anlatır. Ersöz burada “aşk”ı yalnızca bir duygusal deneyim değil, aynı zamanda bir varoluş krizi olarak ele alır. Mektuplar biçimindeki anlatı, okuyucuya içe dönük bir monolog gibi seslenir; bu monologda delilik ile sevgi, tutku ile acı arasındaki çizgi giderek silinir. Anlatıcı, sevdiği insana değil, kendi içindeki kırılmalara mektup yazar gibidir. Bu yönüyle eser, yalnızca bir aşk hikâyesi değil, modern insanın ruhsal bölünmüşlüğünün şiirsel bir kaydıdır. Ersöz’ün dili, sade ama derin bir lirizme sahiptir; her cümlesi, hem bir itiraf hem bir iç döküş gibidir. Şizofren Aşka Mektup, aşkın insanı nasıl hem büyüten hem de yok eden bir güce dönüştüğünü gösterir. Yazar, “şizofren” kelimesini tıbbi bir tanım olarak değil, aşkın yarattığı bilinç bölünmesini anlatan bir metafor olarak kullanır. Okur, bu metinde bir aşkın çılgınlığını değil, insanın kendine dokunma arzusunu görür. Sonuçta Cezmi Ersöz, bu kitapta aşkı bir duygu değil, bir varoluş deneyimi — bir iç yangın, bir iç sesle hesaplaşma olarak sunar.
Şizofren Aşka MektupCezmi Ersöz · Alfa Yayıncılık · 20142,560 okunma
Puan vermedi·356 syf.··
2026 5. kitabı
Her ne kadar edebiyatımızın ilk tarihi romanı olsa da bu çok ağır bir aşk romanıdır. Kitabın başında önemi tarihi bilgilerle başlayan yazar daha sonra ağırlığı tamamen aşka vermiştir. Osmanlı İran savaşlarının ardına gizlenmiş bir Kırgız beyi ile İran sarayındaki kadınların aşk hikayesi anlatılmakta.
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 6. kitabı
Ziyadesiyle etkileyici bir önsözle başlayan bu eser daha ilk satırlardan kazandı beni. "Kırların her tarafında kendisini gösteren manevi zevke, belki ruh bulmuş, cisimleşmiş neşe denilse, abartılmamış olur." İlk sayfada karşıma çıkan bu alıntıyla (komple girişle) kışın başında içimde vakitsiz bir bahar hasreti uyandırması pek hayra alamet olmasa da bahara olan aşkımın kelimelere dökülmesi de bir ihtiyaçtı. Böyle bir kalemden şimdiye kadar uzak kalışımda belki ayıp belki de nimetti. Cümlelerin büyüleyici etkisi beni ele geçirdi. "İnsanın içini dışına çıkarsalar.." içini okumuşda, zayıflığını gözler önüne sermiş gibi bir marifet. Gerek Ali Bey'in saf temiz mizacına; gerekse Mehpeyker'in dışı süslü içi karanlık tabiatına bizzat şahit olmuşum gibi hisse kapıldım. Ali Bey'e ordan kaç demek beyhude olurdu. Ve beyhude de oldu.. Tabiatını iyice anladığımız gibi bir şeye kafayı taktı mı sonuna kadar giderdi. "Mehpeyker'in eğilimi her zaman bayağı zevklere, Ali Bey'in eğilimi ruh gibi yüce zevklereydi." aralarındaki farkı çok açık gösteren bir cümle oldu. Kalbiyle geleni zehirle karşılamanın sonucunu merakla okumaya devam ettim. Güzelliğe müptela, meftun olmuş bir insanın her türlü ezaya üstüne davetiye çıkarmış olduğu da bir gerçek. Mehpeykerler zehirse, Ali Beyler de zehirin gönüllü içicisi demekten de kendimi alamıyorum. Başına ne gelse müstehak. Yine kendiyle konuşturan bir eser oldu velhasıl. Ali Bey'e takılan 'Erdem' yakıştırması hakkında da bir kaç kelamım olacak: hiç kimse sınanmadığı erdemin sahibi de olamaz. Bir çok yönden üstünde durup düşündürecek, türlü çıkarımlarda bulunduracak, cümleleri de ustalıkla mahir bir elden çıkan bir eser. Tavsiye olunur.
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma