Bu sorunun cevabı, kişiden kişiye değişen türdendir. Herkes, kendini büyüten sebepler ile dertlenir. Kendi içimde, zaman zaman büyür ve zaman zaman çocuklaşırım.
Ben, ilk kez anneannem öldüğü zaman hissetmiştim bu duyguyu. Ölümün bize de uğrayacağını görmüş ve büyümüştüm. Aradan zaman geçti ve ölüme alıştım. Melankolik günlerimin sonunda güneş gördüm. Yeniden çocuklaştım. İkinci kez uğradı bize ölüm. Dedem vefat etti. İlk uğradığı kadar acılı olmayacağını düşünüyordum, oysa dedimin bedenini gasilhanede yıkayınca yeniden büyüdüm ben. O günler de geride kaldı, çocuklaştım.
Ameliyathaneye yattım. Bekleme odasında beklerken büyüdüm. Bir annenin feryadlarını, bebek iniltilerini duydum da büyüdüm. Hayatın önemsizliğini kavradım. Çok büyük adam olup küçük işlerle uğraşmayacaktım. Hayatın anlamını o dehlizde kavradım. Sonra, hepsini unuttum... Sözlerime sadık kalamadım. Pembe dünya beni içine çekti ve pembeleştim.
18 yaşımda, ilk kez yüzüme tıraş bıçağı değirince büyüdüm. Ayna karşısında kendimle konuştum. Büyük adam olmuştum. Alıştım ve çocuklaştım.
Bu, büyüme hikayesinin hülasasıdır.
Yatılı okullara gittiğim zamanda büyümüştüm. Zorluklarla mücadele edebilmek için insan, büyümek zorunda kalıyor ama sonradan hep çocuklaşıyor çünkü alışıyor.
Hayatın tokatını okkalı bir şekilde yemeyenler, sanırım büyüyemiyorlar.
Ben zaman zaman büyür diğer zamanlarda ise çocuk kalırım.