Kardeşim Severus'tan felsefeye önem verme hususunda dengeli ve değişmez bir karaktere sahip olmayı; arkadaşlarımın bir konuda neyi isteyip neyi istemediklerini eveleyip gevelemeden bilmeyi ve bu konuda hiçbir suretle tahmine ihtiyaç duymamayı öğrendim.
Apollonius'tan ahlaken özgür olmayı, talihin zarını görmezden gelen kesinliği, bir an için bile akıl haricinde başka bir bakış açısına sahip olmamayı; şiddetli acılarda, çocuğumu kaybettiğimde, geçmek bilmeyen hastalıklarda daima aynı kalabilmeyi öğrendim.
Bana bakıp büyütenden...çaba sarf etmekten kaçınmamayı, azla yetinmeyi, kendi işimi kendi başıma görmeyi, her işe burnumu sokmamayı ve iftiraya kulak asmamayı öğrendim.
"Stoacılar Felsefeyi üçe ayırır: Mantık, Fizik ve Ahlak. Stoacılara göre felsefe yaşayan bir canlıdır. Mantık, bu canlının kemiklerini ve sinirlerini, Fizik etli bölgelerini, ahlaksa ruhunu oluşturur. Stoacılar bunlar arasındaki ilişkiyi şöyle ifade eder: "En üstün iyi (Summum bonum), erdemdir; erdem, doğayla uyumlu yaşamaktır (to homologoumenon tei physei zen), doğayla uyumlu yaşama, doğanın doğru bilgisini edinmekle mümkündür. Bu bilgiye de belirli bir yöntemle ya da bir ölçütle ulaşılır. İyinin bilimi ahlaktır. Doğanın bilimi fiziktir. Bilginin ölçütü ise mantıktır. Fakat biri olmadan hiç biri tam olarak görevini yerine getiremez."