elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk
sisler bulvarı’na akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü
kesik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateşler yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk
sisler bulvarı’nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarda bulutlar yürüyordu…
Atilla İlhan( Kaptan)
Attila İlhan
Bir şarap daha içtim. Vosvos'a atlayıp son ses müziğimi açarak yola koyuldum. Bakkalın yolunu bulana kadar iki tur daha attım . Sonra bakkala gidip ne alacağımı unuttum . Neyse gelmişken şarap alayım. Aldı gene şarabını yola koyuldu. Son ses müziğe devam, eve gelince şaraba devam
Yıllarca ülkesinden uzak kalmış genç bir adam, İran'a geri döndüğünde Tahran havaalanından çıkınca evine gitmek için bir taksiye biner. Yarı yolda şoföre, ilk tütüncüde durmasını söyler. "Tütüncüde ne yapacaksınız beyim?" diye sorar şoför. "Ne mi yapacağım? Sigara alacağım." "Sigara mı? Sigarayı camide satıyorlar." "Camide mi? Yahu cami Allah'ın evidir, oraya ibadet etmeye gidilmez mi?" "Yanlış beyim! İbadet etmek için üniversiteye gidilir." "Peki o zaman öğrenim nerede yapılıyor?" "Öğrenim hapiste yapılıyor, beyim." "Hapis hırsızların yeri değil mi?" "Yine yanlış beyim!
Hırsızlar hükümete atanıyor."