İtiraflarım kitabı Tolstoy'un, 18 yaşından sonra, onun deyimiyle "basitçe bana öğretilen, büyüklerimin de sadık kaldığı şeylere güvendim." biçiminde ifade ettiği inancını kaybetmesiyle birlikte başlayarak; sorgulama süreçlerini, anlam arayışını, yeni keşifler yolunda yaşadığı deneyimleri, acılarını, iç huzursuzluklarını anlattığı, düşünce yapısı hakkında bir fikir sahibi olabilmek için okunması gereken önemli bir yapıt. Bir gözlem olarak ben İtiraflarım' da, inançsız kaldığında intihar çevrelerinde dolanacak kadar umutsuz kalmış, inanç olmadan yaşayamayacak bir Tolstoy gördüm ( "Tanrı'yı bildiğim sürece, yaşıyorum. Onu unuttuğumda, ona inanmadığımda, ölüyorum.").
Bu nedenle anlam arayışında, ikna olmadığı yönleri olsa da kendini kandırabilmenin ve ikna olmanın yoluna girmiş, çünkü ancak bu şekilde huzur bulmaktadır. Kendi deyimiyle mantıksal düşünceye yöneldiği, ona öğretilen inançtan uzaklaştığı dönemdeki duygu durumunu ve tekrar yaratıcıya yönelme nedenini şöyle özetlemiş:
"Bana o dönem olan şey şuydu: Bir yıl boyunca, neredeyse her an kendimi asarak mı; yoksa bir kurşunla mı öldürmem gerektiğini sorarken, tarif ettiğim düşünceler ve gözlemlerle meşgulken, kalbim acı verici hislerle işkence görüyordu. Bu hisleri sadece bir yaratıcıya dair arayışın mantıktan değil duygularımdan kaynaklandığını söyleyebilirim; zira bu arayış mantıksal süreçlerimden doğan bir arayış değil, bu sürece tamamen ters bir noktadan, kalbimden doğan bir arayıştı. Bu bir dehşet, yalnızlık, bana yabancı olan her şeyin içinde bir ıssızlık duygusuydu; birinin edeceği yardım için duyulan ümitti."
"O var. Bunu kabul ettiğim an, hayat içimde büyümeye başlıyordu."
Ancak yaşadığı deneyimlerden ve geçtiği süreçlerden sonra tekrar eski inanç pratiklerine dönmeye karar verdiğinde aslında köprünün altından