Fikriye Canözkan

Fikriye Canözkan
@Vampirella84
"... O ana kadar yaşamında hep duyuları uyuşuk, gözleri yarı kapalı, el yordamıyla dolaşmış gibi hissediyordu şimdi kendini. Bir anda herşey içten aydınlatılmış gibi müthiş derin bir berraklık kazanmıştı. Şimdi daha önce hiçbir zaman dokunmadığı şeyler, soluğu kadar yakınına gelmişti ve artık gerçek yaşamının anlamını onların verdiğini biliyordu. Öte yandan bir zamanlar önem verdiği birçok şey de, bir sis gibi dağılıp hayatından uzaklaşmıştı... .... Kendi geçmişine bir uçuruma bakar gibi bakıyordu. "
Sayfa 37·Kitabı okudu
Reklam
"VİCDANIMIN SESİ Keşke sandıklarda tulumların, emziklerin,ilk saçın,ilk fotoğrafın, ilk ayakkabının yanında saklayabilseydim; Karnımdaki kıpırtılarını, hıçkırıklarını, elimi koyduğum yerde kıpırdanışlarını, tekme atışlarını, ensene saklanmış o bebek kokunu, omzuma yatıp uyuyakalışlarını,emerken homurdanışlarını, yanağımı okşayışlarını, ağzın açık uyuyakalışlarını,gecenin bir yarısı yatağın içinde oturup, bana doğru emekleyip koynuma yatışlarını, ilk adımlarını, ilk anne deyişini,bir yaramazlık yapacağın zaman arkanı dönüp gözlerime bakışını, masum gözyaşlarını, beni görünce heyecanlanışlarını, oynadığımız dakikaları, sarılıp uyuduğumuz tüm o anları... Çıkarıp çıkarıp severdim, kaçırdığım, o an tadını çıkaramadığım ne varsa telafi ederdim, ve nerede yeni doğum yapmış bir anne görsem,susar, o sandığı açışlarımı izlemesini isterdim. "
Sayfa 50·Kitabı okudu
"... Sadece yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda, hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana herşeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor... Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimde geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman ne kadar hazin bir hal aldığımı tasavvur edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. Odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. Pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor... Zannediyorum ki, tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağının bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmakarışık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek..."
Sayfa 88·Kitabı okudu
" İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmanak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir..."
Sayfa 249·Kitabı okudu