. Ona göre depresyon, geç-modern insanın kendi olmak hususundaki başarısızlığının patolojik bir dışavurumudur. Fakat, aynı zamanda, sosyal olanın giderek artan atomize olmasının ve parçalanmasının karakteristik bir özelliği olan depresyona yol açan şey tam olarak bağlanma yoksulluğudur [Bindung- sarmut]. Depresyonun bu veçhesi Ehrenberg tarafından ele alınmaz. Ehrenberg, aynı zamanda performans toplumu- nun doğasında olan, psişik tıkanmalar [Infarkte] doğuran sistemik şiddeti de görmezden gelir. Yalnızca kendine ait olma buyruğu değil, aynı zamanda performans-baskısı da yorgunluk-depresyonuna' sebep olur. Böyle bakıldığında, Tükenmişlik Sendromu, tükenmiş kendiliği değil, aksine daha çok tükenmiş ve yanıp kül olmus ruhu [Seelel ifa- de eder. Ehrenberg'e göre depresyon, disiplin toplumunun emir ve yasakları yerlerini şahsi sorumluluk ve insiyati fe bıraktığı yerde yayılır. Gerçekten de kişiyi hasta eden şey, aşırı sorumluluk ve insiyatif değil, geç-modern çalıs ma-toplumunun yeni emri olan performans buyruğudur
baskalarına av olmamak için sürekli olarak etrafin gözetlemek zorundadır. Aynı anda yavrusunu korumalh cinsel partnerine göz kulak olmalıdır. Vahşi doğada hayvan dikkatini muhtelif etkinlikler arasında bölmek zorunda kalır. Bu yüzden, ne yemek yerken ne de ciftleşirken, derin düşüncelere dalma' becerisinden yoksundur.
kendi başınayken de her zamankinden daha az nızdır."
GÖRMENİN PEDAGOJİSİ
Vita contemplativa özel bir görme pedagojisini varsayar. Nietzsche Putların Alacakaranlığı'nda, insanın eğitimciye muhtaç olduğu üç görev formüle eder. İnsan görmeyi, dúsunmeyi, konuşmayı ve yazmayı öğrenmelidir. Nietzsche'ye göre öğrenmenin hedefi [Ziel] "yüksek kültürdür. Görmeyi öğrenmek, "gözü dinginliğe, sabra, kendine-yaklaşılma- suna-izin-vermeye alıştırmak", yani,