Tatarland

Tatarland
@Var_olasi_antrasit
Din dilinin restorasyonu Arapçada bir deyim vardır saçına düşen kırlar sana ölümünden haber verir. Duygularınızı şişelere doldurup durmaya sabır denmez aslında biriktirdiğiniz şey barut tozudur ve en sonunda patlar. İnsanlar çocuklarına dahi kullandıkları kelimelerin onları incittiğini söylemiyorlar eşlerine gerçek isteğini dürüstlükle açıklanıyorlar ne için açıklamıyorlar biliyor musunuz çünkü içlerinden diyorlar ki eğer dürüst olursam kavga çıkabilir insanları gerçekten nasıl hissettiğimi söylersem bana çok sinirlenebilirler. İlişkilerimizde sevgi hürmeti ve birbirimize verdiğimiz önemi koruyarak dürüst olma alışkanlığını diğer bir deyişlerde ilişkilerinizde hakikat dilini kullanmaya alışkanlık edinmemiz gerek. İnsanlarla dürüstçe ve duygularını güzel dille ifade etmelisin. Bazen kızınıza veya oğlunuza kızarsınız ve öfkenizi onlara bağırarak değil onlarla konuşmayarak göz kontağı kurmayarak ifade edersiniz anneler çocuklarına kızdığında çocuk annesi kendi ile göz kontağı kurmazsa dahi biliyor ki annesi bugün sinirli çünkü annesi sözel olarak ifade etmese bile davranışları ve mimdikleri yüzünden ortamda bir çeşit kabalık ve sertlik hissediyor Allah resulüne sana onlara karşı nasıl müşrik olacağını bildireyim mi diye detaylandırmadı ifadenin ucunu açık bıraktı diğer bir deyişle konuşman yüz ifadelerin duyguların ve onlara bakışın ilim içinde olmalı Allah'ım mesajı bu şekilde Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın Ali İmran suresi. ( yAnİ bir sıkıntı durumundA Yumasak Davran savasta kacanlara bile senin PEygamberin öyle davrandı) Trende uçakta yolculuk ederken yahu terminalde beklerken daha yanınızda oturan kimse için Kur'an'da bir ayet var onlara Hüsnü ile muamele edin manasında onlar yokmuş gibi davranmayın onlara karşı nazik olun buna bile
Reklam
. Ona göre depresyon, geç-modern insanın kendi olmak hususundaki başarısızlığının patolojik bir dışavurumudur. Fakat, aynı zamanda, sosyal olanın giderek artan atomize olmasının ve parçalanmasının karakteristik bir özelliği olan depresyona yol açan şey tam olarak bağlanma yoksulluğudur [Bindung- sarmut]. Depresyonun bu veçhesi Ehrenberg tarafından ele alınmaz. Ehrenberg, aynı zamanda performans toplumu- nun doğasında olan, psişik tıkanmalar [Infarkte] doğuran sistemik şiddeti de görmezden gelir. Yalnızca kendine ait olma buyruğu değil, aynı zamanda performans-baskısı da yorgunluk-depresyonuna' sebep olur. Böyle bakıldığında, Tükenmişlik Sendromu, tükenmiş kendiliği değil, aksine daha çok tükenmiş ve yanıp kül olmus ruhu [Seelel ifa- de eder. Ehrenberg'e göre depresyon, disiplin toplumunun emir ve yasakları yerlerini şahsi sorumluluk ve insiyati fe bıraktığı yerde yayılır. Gerçekten de kişiyi hasta eden şey, aşırı sorumluluk ve insiyatif değil, geç-modern çalıs ma-toplumunun yeni emri olan performans buyruğudur baskalarına av olmamak için sürekli olarak etrafin gözetlemek zorundadır. Aynı anda yavrusunu korumalh cinsel partnerine göz kulak olmalıdır. Vahşi doğada hayvan dikkatini muhtelif etkinlikler arasında bölmek zorunda kalır. Bu yüzden, ne yemek yerken ne de ciftleşirken, derin düşüncelere dalma' becerisinden yoksundur. kendi başınayken de her zamankinden daha az nızdır." GÖRMENİN PEDAGOJİSİ Vita contemplativa özel bir görme pedagojisini varsayar. Nietzsche Putların Alacakaranlığı'nda, insanın eğitimciye muhtaç olduğu üç görev formüle eder. İnsan görmeyi, dúsunmeyi, konuşmayı ve yazmayı öğrenmelidir. Nietzsche'ye göre öğrenmenin hedefi [Ziel] "yüksek kültürdür. Görmeyi öğrenmek, "gözü dinginliğe, sabra, kendine-yaklaşılma- suna-izin-vermeye alıştırmak", yani,

Tatarland

, bir kitap okudu
Puan vermedi·64 syf.·
2024 4. kitabı
Byung-Chul Han
7.7/10 · 2.166 okunma
yeryüzündeki bu sınırlı zamanının ne kadar tadını çıkarabildiğin. Öldükten sonra kimse bizi işe almayacak sonuçta, yanlış mı düşünüyorum? Hayatımızı, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmediğimiz idealler peşinde tüketmeyi değil, yaşamayı savunuyorum. Büyük hayallerle çok zaman kaybettik, artık basit şeylerin zamanıdır Osman. Bir de sey hikâyesi var hani, Iran sahı mı Hint mu ne işte, Asya'da bir yerlerde biri sadrazamına demiş "Bana kederli olduğumda sevineceğim, sevinçli olduğum da kederleneceğim bir cümle yaz." Sadrazam da: "Bu vakit geçip gidecek." Bu kıssayı ne zaman hatırlasam gerçekliği karşısında dehşete kapılıyorum. Bu vakit geçip gidecek, biliyorum, Esasen her şey mesafenin doğru ayarlanmasıyla ilgili. Bunu yapabilmek için de kim oldugunu ve ne istediğini çok iyi bilmek gerekli sanırım. Çoğumuz buralarda tosluyoruz. Bence toplumların sesini lazumundan fazla de duyuyoruz Osman. Lütfen daha az sevgi ve biraz daha fazla saygı." Sevginin ne olduğu herkes için bu kadar farklıyken, saygıdan daha tutunulur bir dal olduğunu hiç sanmıyorum, herkesi ömür boyu saygıya davet ediyorum Osman. Bu satırları sana, yılın en uzun gecesini uzun uzun idrak ederken yazıyorum. Bundan öncekilerin hepsinde hep bir şey bekliyordum. Dünyanın en uzun bekleyişiyle lanetlen- miş biri gibi, yıllar ve yıllar ve yıllar boyu bekledim. Nihaye- tinde beklediğim şey gerçekleşmedi ve konu, bütün bunlar yaşanmamış gibi aceleyle kapandı. Elime bir avuç toprak tu- tuşturdular, "Al bak, bu hayat" dediler, şaştım kaldım. Şaş- kın şaşkın duruyorum. Bir şeyi beklemezken ne yapılırmış tamamen unutmuşum Böyle gecelerde bazı ritüeller yapılıyormuş. Millet de ritüel manyağı oldu iyice. Eskiden bu kadar yoktu