yıllar önce
bu sokaktan
sen geçtin diye
yedi şubatı
bayram ilan etmiştim
bu trajedinin içinde
bayram ilan etmiştim
yedi şubatı
sen geçtin diye
bu sokaktan
yıllar önce
Pınar Vardar
CEMİLE
Anlatıcı Seyit, küçük bir tabloya bakıyor. Sıradağlar, ova ve yol var tabloda. Mevsim sonbahar. Silik tekerlek izleri ve iki de ayak izi. İkinci dünya savaşı zamanları. Anlatıcı ergen bir erkek. On beş yaşlarında. Cemile ile yaşıt sayılırlar. Cemile'nin üvey babasının oğlu. Harman yeri (çiftlik), istasyon ve ev arasında bir yaşam onunki. Yaşadığı yer, kollektifleştirilmiş ve sıkı sıkı gelenek takipçisi olan bir köy.
Köyde dul bir kadın (Cemile'nin annesi) asla yalnız bırakılmayacağından en yakın akrabası ile evlendirilirmiş. Yani babasıyla. Küçük anne dediği kadın ve eşi askere gitmiş gelini ile beraber yaşamaya başlamışlar.
Seyit'in annesi evin büyük hanımı. Her şey ondan soruluyor. Kayınvalidesi Cemile'yi kendi yerine varis seçmiş içten içe. Kadının mutluluğunu sadece namus ve vicdana indirgemiş bir kayınvalide.
Cemile ve Seyit'e istasyona tahıl taşıma işi verilir. Yanlarına da Danyar. Seyit, Cemile'yi içten içe seviyor ve köyün gençlerinden kıskanıyordu. Danyar ve Cemile’nin aşklarının tel şahidi oldu.
Cemile evin tek çocuğu ve babası sayesinde yılkı atlarını iyi tanımış. Geçim ehli olup gerekirse erkek gibi küfreder, kavga edermiş. Cemile'de iki kayınvalide var. Ondan tek istedikleri de Tanrı'ya ve kocasına bağlı olması. Cemile eve geldiği ilk gün gelinlerden beklenen davranışları sergilememiş. Kayınvalidesi gibi hamarat fakat huyca farklı. Açık sözlü, dobra, dürüst ve mert ve bazen çocuk ruhlu. En çok türkü söylemeyi seviyor. Büyüklerinin yanında da mırıldanabiliyor.
Cemile güzeldi. Müstehcen köy türküleri söylerdi ve o an yüzünde haşarı bir oğlan bakışı belirirdi. Yarenliği sever, ileri girenlere haddini bildirirdi. Ama aklına eseni yapacak olsa onu durduracak güç de kimsede yoktu.
Eşi Sadık da yılkı çobanıymış. Bir yarışta Cemile Sadık'ı geçtiği için onu