Şimdiki gençlere söylüyorum, zahmetten kaçmayın. Tren mi var, atlayın; yol mu var, gidin. O yaşlarda yeni yerleri görmenin zevki başkadır. Tecrübeyle görmek de güzeldir ama gençlik enerjisiyle dolaşmak bir başkadır.
Biz de kimse yerinden kıpırdamaz. Halbuki değişmeyi, değiştirmeyi bileceksin. Konforundan vazgeçmeyi göze alacaksın. Kendi dünyanı yerinden kendin oynatacaksın. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır.
Ayfer Tunç'un okuduğum ilk kitabı. Çok beğenerek okudum. Bu kitabında kısa kısa öyküler yer alması ilk etapta ön yargılı şekilde yaklaşamam neden oldu. Çünkü kitabı bir bütün zannediyordum. Ama her hikayesi ayrı güzel ve benzersizdi. Biraz kasvetli hava hakim öykülerinde. Yalnızlık temasını her hikayesinde diğer bir hikayesinden bağımsız o kadar güzel anlatmış ki. Ses tutsağı öyküsünü öyle betimlemişim ki zihnimde lütfen filmi yapılsın. Cinnet bahçesinde ise her bir karakterin bakış açısyla şüpheliye bakmamız Monster filmini anımsattı. Ulvi efendinin elalem ne der fikrinden olabildiğince uzak olması ve kendi benliği ve geçmişiyle klasik batı müziği sevdasının anlatıldığı öykülerle harika bir kitaptı.