Ey rahmeti bedâva olan, lütfuna sebep bulunmıyan rahmet ıssı, lûtfunla bu kulunu neşelendir.
Yâni ebedî devleti dileyen bu yoksul kulun Galib Es'ad Suçludur ama, ümmetindir senin; ümîdi, senin şefâatindir.
Âlemde yaratılmış varlıkların vücûduna sebeb olan Peygamber, Allâh'ın buyruğuna boyun verdi.
Herşey koşar, aslına ulaşır; Kur'ân da gene göğe çıktı.
Devlet ayağını özengiye basınca eyer takımı, devlet yurduydu sanki.
Ne yeryüzü kaldı, ne zaman; bu görülmemiş, bu eşsiz yuva yok oldu gitti.
Birlik denizi coşunca sûret, mânâya döndü.
Yaratılışı, varlık âleminin yaratılışına sebep; ümmeti, ilim sırrının mîrasçısı.
Allâh'ın birlik aynası, tümden, olduğu gibi, onun vücû- dunun aynası.
Gerçek inançtan haberin olsun; sana bir Allâh'la bir pey- gamber yeter.
Feyzine susayanları bedâvadan suya kandırır; mûcizele- ri,parmakla gösterilir.
Misk gibi simsiyah olan İsrå gecesi, onun peygamberlik fermânındaki tugrâdır, Tanrı mührüdür, Tanrı tasdıykı.